15 Temmuz: Türkiye, ABD, Rusya ve İran

Önceki günlerde Rusya Federasyonu ile ülkemiz arasında parlamentolar arası dostluk grubu koordinatörlüğü görevini yürüten, aynı zamanda Müslüman bir Ahıska Türk’ü olan Malik Kerimov ile birlikteydik. Kerimov ile hem Türkiye Rusya ilişkilerinin dünü, bugünü ve yarınını konuştuk hem de Rusya’daki Müslümanların ve Türklerin durumunu ele aldık. Ancak Kerimov ile sohbetimizin en can alıcı noktası 15 Temmuz üzerineydi.

Bugüne kadar ülkemizde; 15 Temmuz’a Türkiye’nin farklı kesimlerinden isimlerin bakış açıları ve görüşleri, darbe ve işgal girişiminde FETÖ ile ABD’nin rolü de sıkça konuşuldu. Ancak 15 Temmuz’a dair Rusya’nın bakış açısı ise neredeyse hiç konuşulmadı.

15 Temmuz’un FETÖ’nün ülkemize yönelik kastettiği bir darbe ve işgal girişimi olduğu bugün toplumumuzun neredeyse tamamı tarafından kabul edilen somut bir gerçek. Ayrıca hem somut deliller hem açıkça görülen durumlarla birlikte FETÖ’nün bu girişiminin ABD tarafından desteklendiği de açık.

Her şeyden önce FETÖ, ABD tarafından beslenip büyütülen bir terör örgütüdür. Hem ABD içindeki hem de küresel ölçekteki tüm teşkilatlanması ve sistemi ABD tarafından korunmakta ve desteklenmektedir. ABD’den habersiz bir eyleme imza atması imkânsızdır.

FETÖ’nün birçok ülkedeki okullarının ve kurumlarının yönetim merkezi ABD binaları içerisindedir ve FETÖ lideri Fethullah Gülen de bilindiği üzere ABD’de ikamet etmekte, CIA ve FBI başta olmak ABD gizli servisi ve güvenlik örgütleri tarafından korunmaktadır. 15 Temmuz sonrasında sunulan onca delile rağmen ABD’nin Gülen’i teslim etmemesi de açıkça bu terör örgütü ile elebaşı Gülen’in ABD tarafından korunduğunun ve kollandığının en net delilidir.

15 Temmuz akşamı CIA ile de bağı net olarak bilinen sözde düşünce kuruluşu Stratfor’un Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağının koordinatlarını an be an paylaşması ayrıca darbenin başarısız olduğu sabah yayınladığı yazı da darbeyi ABD’nin yaptığının beyanatıdır.

16 Temmuz 2016 günü “Broken Trust: How a Failed Coup Weakens Turkey” adlı bir yazı yayımlayan Stratfor, ABD’nin bu darbe ve işgal girişimini niye yaptığını da açıkça itiraf etmiştir. Stratfor ilk olarak Türk ordusunun yeniden kendine gelmesinin yıllar süreceğini ifade etmiştir.

DAEŞ ve PKK’nın Türkiye’nin Irak ve Suriye sınırlarında oldukça güçlendiği sırada gelen bu darbenin Türkiye için çok yanlış bir zamanlamaya sahip olduğu, Türkiye’nin hem içerde hem de dışarıda bu örgütlerle mücadele ederken askeri stratejilerde çok zorlanacağı belirtilmiştir. Türkiye’nin bu terör örgütleriyle mücadelede orduyu yeterince kullanamayacağı söylenmiştir.

Yazıda darbenin en başından beri Gülen ve hareketi ile ilişkilendirildiğini, bu nedenle birçok askerin de bu bağ ile tutuklanabileceğini, Ergenekon davası ile de birçok askerin daha önce tutuklandığı ifade edilmiştir. Ergenekon davasının da genel olarak Türk ordusunun güven ve savaş etkinliğini zayıflattığı belirtilmiştir.

Stratfor’a göre 15 Temmuz darbesi de ordunun kapasitesini engelleyecek, moralini bozacak ve savaşma uyumunu azaltacaktır. Özellikle tutuklamalar ile ordu içindeki örgüt sistemi bozulacaktır. Orduda yeniden revizyon ve yapılanma olacağından askeri planlamalarda sarkacak ya da iptal edilecektir.

Yine Stratfor, Irak ve Suriye’de DAEŞ ile PKK güçlenirken, 15 Temmuz darbesi ile hem Türk ordusunun zayıfladığını, hem de Ankara’nın bu örgütlere karşı da elinin zayıfladığını belirtmişti. Bu aşamada Türkiye’nin bu örgütlere sınır ötesi harekât düzenlemesinin de çok riskli olacağı söylenmiştir. Ayrıca Türkiye’nin PKK’ya yönelik operasyonlarının durmasa bile oldukça azalacağı ifade edilmiştir.

15 Temmuz ile Ankara’nın özellikle Suriye ve Irak’a yönelik dikkatinin de dağılacağını söyleyen Stratfor, bu yüzden Suriye’deki muhaliflerin de kolayca yok edilebileceğini belirtmiştir. Böylelikle Suriye’deki Kürt gruplarında muhalif cephe karşısında daha rahat genişleyeceği tahmin edilmiştir.

Kâğıt üzerinde Türk ordusu bölgenin en güçlü ordusu olsa da bu darbe ile gücü çatlayacaktır. 15 Temmuz ile hem Türkiye hem Türk ordusu, darbenin yıkıcı etkileri ve darbenin AK Parti ile Erdoğan’a yönelik tehditleriyle mücadele etmek için içe dönecektir. Bu yüzden ki Türk ordusunun toparlanması yıllar alacaktır.

Son olarak Stratfor’a göre Türkiye’nin bu kadar bekleyecek yılı da yoktur. Bölgesinde istikrarsızlık artarken, Türkiye’de bu istikrarsızlığa ve kaosa düşerek yardıma ihtiyaç duyar hale gelecektir.

Bunlar açıkça ABD ve CIA’nin düşünce kuruluşu Stratfor’un görüşleriydi. Açıkça görüldüğü üzere ABD 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi ile Türk ordusunu paramparça edip, DAEŞ ve PKK karşısında işgal edilebilir hale getirmeyi, Türkiye’nin merkezi idaresini zayıflatarak ülkemizi kaos ve istikrarsızlığa sürüklemeyi hedefliyordu. Daha sonra ise ABD ülkemizi tamamen teslim almayı amaçlıyordu.

Gelelim Rusya’nın 15 Temmuz’a bakış açısına; Malik Kerimov da 15 Temmuz’un FETÖ eliyle ABD tarafından gerçekleştirildiğini söylüyor. Ancak Kerimov darbenin arkasındaki amaca yönelik çok farklı bir görüş ortaya koydu.

İlk olarak Kerimov 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşuyla Türk halkının direnişini överken, ABD’nin 15 Temmuz ile Rusya ve İran’a karşı da bir hamle yapmaya kalkıştığını söyledi.

Kerimov 15 Temmuz ile ilgili ülkemizde belki de hiç konuşulmayan bir görüşte paylaştı. Kerimov, ABD’nin 15 Temmuz ile Türkiye’yi kontrol altına alarak İran ve Rusya’ya karşı düzenlenecek harekâtlara da bir zemin hazırlanacağını ifade etti.

Kerimov, ABD’nin Erdoğan’ı Rusya ve İran’a karşı savaş ve mücadeleye ikna edemeyeceğini bildiği için FETÖ ile iktidarı devralıp Rusya ile İran’a karşı savaşacak bir Türkiye’yi hazırlamayı hedeflediğini deşifre etti.

Allah’a çok şükür ki ABD’nin hiçbir planı tutmadı. Türkiye kaosa sürüklenmek istenirken, Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan her bir ferdin onurlu direnişiyle darbe başarısız oldu. Paramparça olacağı söylenen Türk ordusu 24 Ağustos 2016’da başlayan Fırat Kalkanı Harekâtıyla ve 20 Ocak 2018’de başlayan Zeytin Dalı Harekâtıyla ABD’nin Suriye’deki neredeyse tüm planlarını yerle bir etti. Hamd olsun…

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye’ye ayak bastığı 24 Ağustos 2016 günü yani darbenin üstünden daha 2 ay geçmeden sınır ötesi harekâta başlayarak bitmedik mesajı verdi, 18 Mart Günü Zeytin Dalı Harekâtının kalbi olan Afrin’e girerek Çanakkale’de olduğu gibi Afrin’de de emperyalizme karşı galip gelindiğini ilan etti.

Cumhurbaşkanımızın ABD’ye yönelik sıkça dile getirdiği “Suriye’deki silahları Türkiye’ye mi İran’a mı karşı kullanacaksın, Rusya’ya karşı kullanacaksan bu 3. Dünya Savaşıdır” sorusu ile söylemini biraz da bu bakış açısıyla algılamak gerekir. ABD hem Orta Doğu’da hem de küresel cephede Rusya ve İran’a karşı safları sıklaştırıyor. 15 Temmuz ile de Türkiye’yi de tamamen kontrolü altına alıp, Rusya ve İran’ı daha da güçsüz bırakmak istediği ortaya çıkıyor.

ABD bir yandan Türkiye’ye FETÖ ve PKK ile karşı hamleler yaparken diğer bir yandan da iletişimi kesmeyerek Türkiye ile pazarlığını sürdürüyor. ABD’de son dönemde gelişen görevden alma sürecinin bir bakıma ABD’nin pazarlıktaki gücünü arttırma hamlesi olarak da görmek mümkün. Bekleyip göreceğiz.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 23.03.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/15-temmuz-turkiye-abd-rusya-ve-iran

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir