24 Haziran Seçimlerinin Sonuçları ve Mesajları

Haftalardır beklenen büyük seçim geride kalırken, Türkiye bu seçimi geniş katılımla ve yüksek bir demokrasi performansıyla başarıyla atlattı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan 25,4 milyon kişinin oyuyla ve %52,3 oy oranıyla yeniden Cumhurbaşkanı olarak seçildi. İkinci ise 14,9 milyon oy ve %30,7 oy oranıyla Muharrem İnce oldu. Genel seçimlerde ise AK Parti %42,5 oy oranıyla 2002’den beri tüm seçimlerde olduğu gibi yine birinci parti oldu. Peki, bu sonuçlar bize ne anlatıyor?

Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Genel Seçim Sonuçları

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan en yakın rakibi Muharrem İnce’ye açık ara bir şekilde yaklaşık 10 milyon oyluk bir fark attı. Buradan çıkan mesaj kısa ve net; Millet Erdoğan’a senin kredin bende çok yüksek ve sen beni büyük oranda hala temsil ediyorsun diyor. AK Parti’yi ve Erdoğan’ı ayrı bir başlıkta yine değerlendireceğim.

CHP %22,6 oy alırken, Muharrem İnce’nin %30,7 oy alması hem CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’na hem de Muharrem İnce’ye mesajlar taşıyor. İlk olarak CHP taraftarları Kılıçdaroğlu’ndan daha ziyade İnce’ye umut olarak görüyor. Aslında bu CHP’nin genlerine de ters bir durum. CHP büyük oranda halkın umutlarıyla değil; vesayet zihniyeti, elitler ve delegeler tarafından yani statükocularca yönetilen bir partidir. İlk defa halk desteği alan bir aday CHP’de hemen dengeleri de sarstı.

Meral Akşener’in ve İyi Parti’nin FETÖ desteğiyle kamuoyunda çok büyütüldüğü zaten aklıselim kişilerce sıkça söyleniyordu. Nitekim Akşener %7,4 oy alırken İyi Parti’de %9,9 oy ile normalde baraj altında kalırken, Millet İttifakından ötürü meclise girebildi.

Selahattin Demirtaş da Akşener gibi partisinden daha az oy alan adaylardan oldu. Demirtaş da %8,3 oy alırken, HDP de %11,7 oy ile mecliste üçüncü parti oldu. HDP’nin yüksek oyunu tartışmak bile gereksiz ki açıkça HDP; CHP ve taraftarları, sol fraksiyon ve FETÖ’cüler tarafından baraj aştırılmaya çalışıldı. HDP’nin meclise girmesiyle Cumhur İttifakının meclis çoğunluğunu elde etmesi daha doğrusu anayasa değiştirecek güce erişmesi engellenmek istendi.

Doğu Perinçek her ne kadar seçim sürecinde Cumhurbaşkanı olacağını iddia etse de kendisi de bunun olmayacağını zaten biliyordur. Vatan Partisi ve Perinçek’in vatandaş üzerinde çok da karşılığının olmadığı, daha çok ordu ve bürokraside etkin oldukları yadsınamaz.

Seçimin en büyük hayal kırıklıklarından biri de açık ara Temel Karamollaoğlu oldu. Muhafazakâr seçmen ve kanaat sahibi kimseler defalarca Karamollaoğlu’nu uyardılar. Ümmete ve millete en çok hizmet eden liderlerden biri olan Erdoğan’ın karşısına çıkmaması için çok çaba sarf ettiler. Karamollaoğlu ve Saadet Partisi ise Erdoğan’ın karşısına çıkmak bir yana rahmetli Erbakan’a en büyük zulümleri eden vesayetçilerin temsilcisi CHP ile ittifak da etti. Sonuç olarak hem CHP’ye daha fazla milletvekili kazandırdıkları gibi, PKK’nın siyasi temsilcisi HDP’nin meclise girmesine neden olan CHP’ye katkılarıyla bir vebale de ortak oldular.

Seçmenden Erdoğan ve AK Parti’ye Mesajlar

Vakit dünya kupası vakti iken futboldan bir örnek vermemekte olmaz. Çok klişe olmuş bir söz vardır; “Futbol 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı ama sonunda her zaman Almanların kazandığı bir oyundur” diye. Gerçi Almanlar kupadan elendi ama Türk siyasetinde bir gerçek değişmedi. Türkiye’de seçimler tüm parti ve adayların yarıştığı ama sonunda her zaman Erdoğan’ın kazandığı bir oyundur.

Şüphe yok ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arkasında çok güçlü bir millet desteği var. Ancak Erdoğan %52,3 oy oranı alıp AK Parti %42,5’te kalıp meclis çoğunluğunu kaybedince bunda bazı mesajlarda aramak da gerekiyor. Nedir o mesajlar;

  • Erdoğan dışındaki tüm isimler Erdoğan’a benzemelerse de en az Erdoğan kadar samimiyetle mücadele etmeli,
  • FETÖ’nün özellikle siyasi kanadı derhal temizlenmeli ve bir an önce varsa bakan, milletvekili, belediye başkanı düzeyindeki isimler tespit edilip, cezalandırılmalı,
  • İl ve ilçeler düzeyinde FETÖ’ye, yolsuzluğa ve usulsüzlüğe karışan belediye başkanları görevden alınarak, yerel seçimlerde aday gösterilmemeli,
  • Kamu kuruluşlarında ve teşkilatlarda halkı dışlayan ve tepeden bakan elitler ile rant ve ihale severlere değil halka hizmet eden samimi ve donanımlı isimlere yer verilmeli,
  • Bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları düzeyinde göze çarpan “lüks” yaklaşımlar sonlandırılmalı,
  • Hem genel hem de yerel düzeyde vaatler dişe ve cebe dokunur olmalı, göz boyamaya yönelik projelere son verilmeli,
  • Teşkilatlar ve siyasiler sadece seçim dönemlerinde değil her zaman milletin derdini dinleyip derman olmaya çalışmalı,
  • Emeklilerin maaşlarına zam ve intibak konusunda çözüm sağlanmalı,
  • Gençlerin hayatını değiştiren vaatlere odaklanılmalı, kredi borcu ve bedelli beklentisine çözüm bulunmalı,
  • Gençlerin sosyo-ekonomik gelişimine, donanımını arttıracak eğitim ve iş sistemine ağırlık verilmeli,
  • Taşeronlar memuriyet elde edemedikleri için kandırıldıklarını düşünmekte ve büyük bir küskünlük oluşmakta bu küskünlüğe son verilmeli,
  • Ekonomide döviz ve enflasyon kaynaklı sorunlar kalıcı olarak çözülmeli,
  • Vatandaşın satın alma gücünü arttırıcı hamleler yapılmalı,
  • Katma değer oluşturan üretim ekonomisine geçilip, oluşan katma değer veya ekonomik gelişim vatandaşın cebine ve yaşamına da yansımalı,
  • Düşük ve orta gelirli vatandaşın vergi yükü azaltılmalı, kredi kartı ve kredi borçlarından doğan sorunlara uzun vadeli çözümler bulunmalı,
  • Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik sağlanan güven ortamı sürdürülmeli,
  • İç siyasetten doğan tartışma ve gerilim ortamı artık halka yansımamalı, toplumsal psikolojinin rehabilitasyonu sağlanmalı,
  • Artık Türkiye, vatandaşı ve kamuoyu ile terör, kaos, çatışma ve gerilim ile değil bilim, sanayi, teknoloji, üretim, kültür ve sanat ile meşgul edilmelidir.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 02.07.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/24-haziran-secimlerinin-sonuclari-ve-mesajlari

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir