50. Yazı: ABD’nin İran Yaptırımları ve Haydut Devlet Politikası

Bugün Sır Haber’de 50. yazımı yayınlıyorum. 1 seneyi geride bıraktığımız bu serüvene bugüne kadar 50 yazı sığdırmış oldum. İç siyasetten dış politikaya, bölgesel konulardan ekonomik meselelere kadar birçok konuda yazılar kaleme aldım. Daha nice yazıları yazmak nasip olur İnşAllah…

Gelelim yeni yazımızın konusuna. Geçtiğimiz günlerde ABD’de Donald Trump yönetimi hem dünyayı hem de ülkemizi yakından ilgilendiren iki yeni hamle yaptı. Bunlardan ilki İran’a yönelik açıklanan yeni yaptırımlar iken, diğeri de terör örgütü PKK’nın üst düzey 3 sorumlusunun başlarına ödül koyması oldu.

ABD İran’a yönelik yaptırımlarında yeni bir perdeyi de açtı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo İran’a yönelik yeni yaptırımların enerji, finans ve deniz taşımacılığını kapsayacağını ve İran ekonomisine ciddi bir zarar vereceğini söyledi. Şüphesiz ki ABD’nin asıl amacı bu ve benzeri yaptırımlarla İran’ı hem ekonomik olarak çökertmek hem de İran’ın askeri bir tehdit olmasını özellikle de nükleer silah geliştirme kapasitesini arttırmasını engellemek.

Pompeo açıklamalarında ayrıca bu yaptırımlardan 6 aylığına Türkiye’nin yanı sıra Çin, Hindistan, Güney Kore, İtalya, Yunanistan, Tayvan ve Japonya’nın aralarında bulunduğu 8 ülkenin petrol ithalatı konusunda muaf tutulacağını ilan etti. Açıkçası İran ile olan ilişkilerinizi 6 ay içerisinde gözden geçirin demek bu. Türkiye’nin mevcut enerji ithalatı ile enerji stratejisi düşünüldüğünde Türkiye’nin İran ile olan münasebetini enerji talebi ve arzı noktasında bütünüyle kesmesi neredeyse imkânsız.

Peki, ABD İran’a neden bu kadar kafayı taktı ve arkasında yatan sebep ne? Eski ABD Dışişleri Bakanlarından Condoleeza Rice yıllar önce uluslararası ilişkilerde yeni bir kavram olarak “haydut devlet” tabirini kullanmıştı. Rice’a göre küresel barışı tehdit eden, insan haklarını çiğneyen, terörizmi destekleyen ve uluslararası hukuku ve kurallarını tanımayan aralarında İran’ında bulunduğu Küba ve Kuzey Kore gibi birçok devlet haydut devletti.

ABD’nin yukarıdaki fiilleri defalarca işlediği düşünüldüğünde ABD’nin de bir haydut devlet olduğu yadsınamaz bir gerçek olsa da, meselenin sadece bu fiiller olmadığını söylemek gerekir. ABD’nin İran’a yönelik en açık ve aleni hedefi ABD ve İsrail’in Orta Doğu’daki çıkarlarının ve güvenliğinin korunmasıdır.

ABD ve İsrail’e göre; İran son yıllardaki nükleer enerji ve arka plandaki nükleer silah geliştirme planlarıyla her şeyden önce İsrail’in güvenliğini tehdit ediyor. Ülkenin bölgede Rusya ile birçok konuda ortak hareket etmesi, ayrıca “Şia yayılmacılığı” diye lanse edilen dış siyaseti hem ABD’yi hem de ABD’nin bölgedeki başta İsrail olmak üzere Suudi Arabistan ve Mısır gibi stratejik ortaklarını da rahatsız ediyor. Yani ABD’nin amacı yine küresel barış, demokrasi ve insan hakları ile uluslararası hukuk filan değil.

ABD İran’ı dizginleyerek hem İsrail’in yaşam sahasını genişletip ve güvenliğini korumayı hem de bölgede enerji arzı, askeri ve ekonomik işbirliği gibi konularda kurduğu düzeni devam ettirmeye çalışıyor. İsrail’in İran’dan sonra bölgede Türkiye’yi de bir tehdit olarak gördüğünü söylemeye gerek yok diye düşünüyorum. Yani İran’ın dizginlenmesi sonrasında mesele yine Türkiye olacaktır. Bu nedenlerle ABD’nin yaptırımlarından Türkiye şimdilik muaf olsa da, İran’a yönelik yaptırımlar ile ambargo asla kabul edilemez niteliktedir.

 

PKK’ın Üst Düzey Yöneticilerinin Başlarına Ödül Konması Meselesi

Gelelim ikinci konuya. ABD İran’a yönelik yeni yaptırımların yanında Türkiye’yi ilgilendiren ikinci bir duyuru daha yaptı ve terör örgütü PKK’nın üst düzey yöneticileri Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan’ın kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler karşılığında para ödülü verileceğini duyurdu.

İlk olarak bu duyurunun zamanlamasına dikkat etmek gerekiyor. Türkiye yakın dönemde Suriye meselesinde iki önemli adım birden attı. Bir yandan Fırat’ın Doğusuna yönelik ve ayrıca da Münbiç meselesinde operasyon vurgusuna dikkat çekti. Diğer yandan Rusya ve İran’la sürdürülen Astana ve İdlib zirvesine ek olarak; Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa liderlerinin bir araya geldiği zirveye ev sahipliği yaptı. Bu iki önemli adım ABD’nin PKK’ya yönelik sözde mesafe koyma mesajlarına açıkça neden oldu denebilir.

Türkiye’nin son dönemde başta Suriye olmak üzere birçok uluslararası meselede sürdürdüğü çok boyutlu diplomasi atakları ABD’nin ister istemez geri adımlarına ve Türkiye’yi temelli kaybetmeme adımlarını atmasına neden oluyor. PKK’nın üst düzey yöneticilerinin yakalanmaları için konulan ödülleri de bir nebze böyle okumak gerekiyor. Ancak bu ödül oyunu bile içinde birçok sinsi planlar barındırıyor.

ABD özellikle Münbiç’te bir yandan Türkiye ile devriye atarken diğer yandan terör örgütü PKK’nın diğer bir kolu YPG ile aşık atıyor. Yani ABD kısacası PKK benim içinde terör örgütü ama YPG değil diyor. Nitekim ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’de birçok kez PKK’nın Suriye kolu “PYD/YPG’yi PKK gibi terör örgütü olarak değerlendirmiyoruz” açıklamasını yapmıştı. Yani ABD hem İran’ı haydut devlet olarak nitelendirirken hem de Suriye’de bir haydut terör örgütü ile işbirliği güdüyor.

Türkiye’nin ve özellikle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki görüşleri gayet net. Zaten önce Fırat Kalkanı Harekâtı sonra ise Zeytin Dalı Harekâtı da bu görüşün açık beyanı oldu. Suriye’nin Kuzeyinden Münbiç’ten Kandile kadar kurulmak istenen terör koridoru temizlenecektir. ABD ise ödül koymalar ile bir gerçeğin üstünü örtemeyecektir. YPD ve PYD de PKK’nın bir koludur ve terör örgütüdür. Bununla birlikte YPG-PYD-PKK ve FETÖ ABD tarafından aynı kategoride değerlendirilmediği müddetçe Türkiye-ABD ilişkilerinin olumlu bir seyre dönmesi mümkün olmayacaktır.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 9.11.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/50-yazi-abd-nin-iran-yaptirimlari-ve-haydut-devlet-politikasi

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir