Afrin’den Üsküp’e Savunma ve İttifak

Türkiye 15 Temmuz’dan beri hem iç siyasette hem de dış siyasette amansız bir mücadele veriyor. FETÖ’ nün hain darbe ve işgal girişiminin bertaraf edilmesi, bunun üzerinden çok geçmeden 24 Ağustos 2016’da Suriye’nin kuzeyinde tasarlanan terör koridorunun önüne set çekmek amacıyla PYD/YPG ile DAEŞ’e karşı yapılan “Fırat Kalkanı Harekâtı” Türkiye için yepyeni bir dönemin başlangıcına neden oldu.

Bu dönemde Türkiye için hem iç siyasette hem de dış siyasette taraflar ve cepheler daha da netleşmeye başladı. Dış siyasette FETÖ ile PKK’ya verdikleri desteklerden ötürü Türkiye’nin hem ABD hem de AB ülkeleri ilişkileri gerilir ve gerilerken, özellikle Suriye temelinde ise Türkiye Rusya ilişkileri büyük bir ivme kazandı.

İç siyasette ise 16 Nisan 2017’deki anayasa değişikliği referandumu ile Türkiye bir sistem değişikliğine giderken, AK Parti ile MHP özellikle FETÖ ve PKK’ya karşı verilecek ulusal ve sınır ötesi mücadelede ittifaka varmaya başladılar. Bu süreçte ise CHP’nin daha çok HDP ile yakınlaştığı gözlendi.

AK Parti’nin özellikle 15 Temmuz sonrası FETÖ ile PKK’ya karşı somut ittifaka gittiği MHP ile şimdide önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel ve yerel seçimlerde de ittifaka varması gündemde. “Cumhur İttifakı” adı verilen bu ittifakın, gündelik siyasi tartışmalarla CHP cephesinden eleştirilmesini anlamlı buluyor, FETÖ ile PKK’ya karşı sergilenen bu milli duruşu CHP’nin hazmedemediğini düşünüyorum.

Zaman bize her ittifakın sınamalardan geçtiğini gösteriyor. 20 Ocak’ta başlayan “Zeytin Dalı Harekâtı” süratle ilerlerken ve Afrin’e gün geçtikçe yaklaşılırken, Türkiye’nin Suriye’de Rusya ve İran ile kurduğu iletişim de sınanıyor. Afrin’de giderek güç kaybeden PYD/YPG’ye Esed güçleri ile Şii milis güçlerin destek gönderdiği haberlere ardı ardına geliyor. Eğer bu doğruysa, bu süreçten Rusya ile İran’ın bilgisi olmadığını düşünmek de saçma olur. Görünen o ki; Türkiye’nin Rusya ve İran ile olan ilişkileri en ciddi sınanmadan geçiyor.

Türkiye PYD/YPG’ye yönelik bu destek hamlesini çok sert karşılayarak her türlü sonucu göze aldığını gösterdi ve birçok destek konvoyunu da imha etti. Bu sürecin daha fazla büyüyeceğini zannetmiyorum. Ancak bu olayların, Menbiç sorununun Türkiye ile ABD tarafından ortak bir çözüme kavuşturulacağı konuşulurken patlak vermesi, Türkiye’nin Rusya ile özellikle Suriye ve Menbiç konusunda daha çok diplomasiye ihtiyacını gösteriyor.

Türkiye bir yandan Afrin’de bir savunma hattı oluşturup PKK tehdidini sınır ötesinde savururken, diğer bir yandan da FETÖ’ye karşı uluslararası bir mücadele vermeye çalışıyor. Balkanlar da bu mücadele sahasından yalnızca biri.

Ankara’nın geçtiğimiz günlerde Balkanlardan iki önemli misafiri vardı. Makedonya Başbakanı Zoran Zaev ile Cumhurbaşkanı George Ivanov beraberindeki heyetlerle birbirine yakın günlerde ülkemize gelerek başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Başbakan Binali Yıldırım ve TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın yanı sıra bir takım görüşmelerde bulundular.

Türkiye’nin Balkanlarda özellikle de Makedonya’daki FETÖ yapılanması ile mücadelesi için bu ziyaretler ayrı bir önem taşıyor. İlk olarak şunu söylemek gerekiyor ki 15 Temmuz’dan sonra FETÖ ile en yoğun şekilde mücadele edilen ülkelerden biri Makedonya’dır. Bunda Üsküp Büyükelçimiz Tülin Erkal Kara ile dış misyonlarımızın payı oldukça büyük.

Makedonya, Türkiye ile Avrupa arasında adeta bir köprü konumunda olup, 15 Temmuz sonrası çok sayıda örgüt militanının kaçtığı bir ülkeydi. İki ülke arasında vize sorununun olmaması nedeniyle birçok örgüt militanının bu ülke üzerinden Avrupa’ya kaçtığı biliniyor. Hem Büyükelçimizin hem de Ankara’nın yoğun diplomasi ile örgüt ülkede gün geçtikçe güç kaybediyor. Ancak daha somut hamlelere de ihtiyaç bulunuyor.

Zaev ile Ivanov’un son ziyaretlerinde FETÖ ile mücadelenin yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde gündeme geldi. Türk firmalarının Makedonya’da yaklaşık olarak 1,5 milyar Avro tutarında yatırımı bulunurken, 5 binden fazla kişiye de istihdam sağlanıyor. Bu ilişkilerin daha da geliştirilmesi adına karşılıklı sözlerde verildi.

Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan eden Makedonya’yı Türkiye Şubat 1992’de tanıyarak, ilk tanıyan ülkelerden biri oldu. Bu süreçten sonra Türkiye, Makedonya’nın uluslararası tanınmasını da arttırmak için yoğun destekte bulundu, ülkenin NATO üyeliğini de destekledi.

1993 yılında Turgut Özal bir Üsküp ziyareti gerçekleştirdi, aynı şekilde Türkiye Üsküp’te o tarihte ilk büyükelçilik açan ülke oldu. İki ülke arasında dostluk ve güvenlikten savunmaya birçok işbirliği anlaşması imzalandı, bu doğrultuda birçok Makedon askeri ve subayı Türkiye tarafından eğitildi.

Bugün Makedonya’da on binlerce soydaş ve dindaşımız yaşamlarını sürdürürken, bu insanların ülkedeki iç siyasi, ekonomik, kültürel vb. birçok sorunlarının yanı sıra FETÖ’de Türkiye’yi en çok rahatsız eden konuların başında geliyor.

Ankara’daki ikili görüşmelerde ekonomik ilişkilerin arttırılmasının yanı sıra FETÖ konusunda Türkiye’nin hassasiyetlere de Zaev ve Ivanov tarafına detaylıca aktarıldı. Ancak sadece bu aktarımları yeterli görmemek gerekiyor. Makedonya’daki dış misyonlarımızın yanı sıra soydaş ve dindaş paydaşları da kapsayacak şekilde yerelde de FETÖ’ye karşı önemli mekanizmaların inşası şart. Bunun için Büyükelçi’ye daha fazla destek olunması ve yerelin daha iyi organize edilmesi gerekiyor.

Bugün Afrin’de PKK’ya ve DAEŞ’e karşı oluşturduğumuz savunma hattını, FETÖ’ye karşı diplomatik ve ekonomik olarak Balkanlarda da oluşturmalıyız. Makedonya ve Üsküp bunun için pilot ülke olabilir. Hem Başbakan Zaev hem de Cumhurbaşkanı Ivanov, Türkiye’nin Makedonya ve Balkanlar için siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel olarak ne kadar önemli olduğunun gayet farkında.

Balkanlarda FETÖ’ye karşı oluşturulacak bu ittifak, ülkemizin hem bu geniş coğrafyadaki reel politik etkisini arttırabileceği gibi hem de bu coğrafya insanının gelecekte Türkiye ile kuracağı bağlarında sağlam temellerde yükselmesini sağlayacaktır. Bugün Afrin’de nasıl varsak; bugün ve yarın Üsküp’te, Balkanlarda, Orta Doğu ve Afrika’da, Orta Asya’da hatta Güney Amerika’da da aynen olmalıyız. Bu bilinçle sınırların ötesindeki politikalarımızı belirlemeliyiz.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 24.02.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/afrin-den-uskup-e-savunma-ve-ittifak

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir