Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bosna Hersek Mitingi ve Türkiye’nin Kamu Diplomasisi İçin Önemi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Haziran Seçimleri doğrultusunda Avrupalı Türk Demokratlar Birliği – UETD’nin toplantısında Avrupalı ve Balkanlardaki seçmenler, dindaşlar ve soydaşlarla bir araya geldi.

Erdoğan konuşmalarında Türkiye’nin terörle mücadelesine değinirken aynı zamanda Türkiye’nin AK Parti hükümetleri döneminde 2002’den günümüze kadar yaşadığı reform, atılım ve kalkınma süreçlerini de ele aldı.

Avrupalı Türklere Öneriler

Erdoğan; Rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in Balkanları Evlad-ı Fatihan olarak nitelendirmesine atıfta bulunarak Türkiye’nin ve şahsının Avrupa’ya ve Balkanlara bakış açısına da vurgular yaptı. İlk olarak Osmanlı’nın 1000 yıldır Avrupalı olduğunu ifade ederken, Avrupa’ya iş için giden vatandaşların ise artık gurbetçi değil Avrupalı olduklarını söyledi. Batı Trakya’dan Doğu Avrupa’ya uzanan asırlar öncesine ait emanetlerin gözümüz gibi korunacağını ilan etti.

Avrupalı Türklere önerilerde bulunan Erdoğan;

  • Türklerin yaşadıkları ülkelerin vatandaşlıklarını almalarını,
  • Dinleri ile dillerine sonuna kadar sahip çıkmalarını,
  • Çocukların ana dillerini öğrenerek, bulundukları ülkelerde de en iyi eğimi almalarını,
  • Avrupalı Türklerin din, dil, mezhep, etnik köken ayırt edilmeksizin birlik olmaları gerektiğini,
  • Türklerin yaşadıkları ülkelerdeki siyasal partilerde aktif görevler almalarını ısrarla tavsiye etti.

Türkiye’nin Diaspora Diplomasisi ve Yeni Hizmetler

Yurtdışındaki vatandaşların sorunlarıyla ilgilenilmesi için Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının kurulduğunu, büyükelçilikler ile konsoloslukların sayılarının arttırıldığını ve böylelikle vatandaşların devletine erişimlerini kolaylaştırdıklarını açıkladı. Bunu örneklendirerek; 19 yıl önce dünya genelinde 12 büyükelçilik varken, şimdi 41 büyükelçilik olduğunu söyledi.

Konuşmasının devamında ise Erdoğan, diasporada yaşayan vatandaşlara yönelik müjdelerini sıralamaya başladı.

Eğitim

  • Yurtdışında yaşayan çocukların Türkçe öğrenmeleri için proje desteklerinin çeşitlendirileceğini, hafta sonu okulları ile Türk dili ve kültürünün öğrenilmesinin teşvik edileceğini,
  • Diasporalardaki gençlere ayrılan kontenjanın iki katına çıkarılacağını,
  • Yurtdışından mezun olan gençlerin diplomalarıyla ilgili denklik sorunlarının çözüleceğini,

Ekonomik Hizmetler

  • Yurtdışındaki vatandaşların konsolosluk harçlarını bankalarda değil başkonsolosluklarda ödeyebileceğini,
  • Dövizli askerliğin 1000 dolara indirildiğini ve yaş sorununa da çözüm bulunacağını,
  • Yurtdışında emekli olan vatandaşların Türkiye’de yarı zamanlı çalışabilmesinin önünün açılacağını,

Siyasi Entegrasyon

  • Yurtdışı Vatandaşlar Koordinasyon Kurulunun tesis edileceğini, konsolosluk bölgelerinde sekretaryasını YTB’nin yapacağı Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Meclisinin kurulacağını, TBMM bünyesinde de Yurtdışı Türkler Komisyonu adıyla daimi bir komisyonun kurulmasının tavsiye edileceğini,

Basın ve Medya

  • Yurtdışındaki Türkçe yerel medyanın güçlendirilmesi için Basın İlan Kurumu’nun yurtdışındaki Türkçe yerel medyasına ilan verebilmesinin önünün açılacağını,
  • TRT Türk’ün yeniden yapılandırılarak, yurtdışındaki vatandaşlara daha geniş hizmet sunacağını ve kirli propagandalarla mücadele edeceğini duyurdu.

 

Değerlendirme

2002 sonrasında Balkanlarda oldukça etkin bir dış politika yürüten Türkiye, kamu diplomasisi perspektifi çerçevesinde coğrafyanın genelinde dindaşlara ve soydaşlara yönelik etkili faaliyetler yürütmektedir. Bu faaliyetlerin uygulayıcılarının başında ise Türkiye’nin kamu diplomasisi kuruluşları gelmektedir. Başta Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türkiye Maarif Vakfı, TRT ve Anadolu Ajansı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfı gibi kamu ve yarı özerk kuruluşlar Balkanları ilmek ilmek örmeye devam etmektedir..

Cumhurbaşkanı Erdoğan’da Bosna Hersek’teki mitinginde Türkiye’nin diaspora diplomasisi çerçevesinde kamu diplomasisinde atılacak yeni adımların müjdelerini vermiştir;

  • Eğitim ve kültür alanında; yurtdışında yaşayan çocukların Türkçe öğrenmeleri için proje desteklerinin çeşitlendirileceği müjdesinin Yunus Emre Enstitüsü’nün Balkanlardaki etkinliğini daha da arttıracağını söylemek mümkündür. Ancak bu eğitimlerin soydaş ve dindaşların yanı sıra büyük oranda bölge ülkelerinin çoğunluk topluluklarına doğru genişlemesi Türkiye’nin kamu diplomasisi faaliyetlerine daha büyük bir güç ve etkinlik kazandıracaktır. Bu noktada Enstitü yarışmalar, ödüller ve kampanyalarla Türkçeyi çoğunluk topluluklarda daha çekici hale getirmelidir.

 

 

  • Siyasi entegrasyon alanında; Yurtdışında YTB ve başkonsoloslukların, Türkiye’de ise TBMM uhdesinde Yurtdışı Türklere yönelik koordinasyon kurul ve komisyonların kurulması Türkiye’nin daha kolektif ve bütüncül bir diaspora diplomasisi yürütmesi ve diaspora politikaları üretmesi adına oldukça doğru bir hamledir. Burada öne çıkan birkaç konu mevcuttur; İlk olarak bu kurul ve komisyonlarda diasporayı gerçekten temsil eden, diaspora da karşılığı olan isimlerin görev alması gerekmektedir. İkincisi buradaki mekanizmaların rica mercii ya da bir sivil toplum uhuvviyetinde değil siyasi bir entegrasyon ve politika üretme merkezi olarak işlemesi gerekmektedir. Üçüncüsü dünyadaki diaspora milletvekilliği modelleri incelenerek Türkiye’de de böyle bir model uygulanmaya konulmalıdır. Bu model Türkiye’nin diaspora politikalarına küresel ölçekte de bir disiplin sağlayacaktır.

 

 

 

  • Basın ve medya alanında; Basın İlan Kurumunun yurtdışındaki Türk ve Türkçe yerel medyasına ilan verme girişimi ile TRT Türk’ün yeniden yapılandırılacağı müjdesi yurtdışındaki ve Balkanlardaki soydaş ve dindaşların basın ve medya alanında seslerini daha rahat duyurulabilmelerine de imkân sağlayacaktır. Yurtdışındaki yerel medyanın en büyük sorunu olan ekonomik imkânlar bu şekilde karşılanabilecektir. İlk olarak yurtdışındaki Türk ve Türkçe yerel medyasına sağlanan maddi, teknik ve mentörlük destekleri arttırılmalı, yayın kabiliyetleri, kapasiteleri ve kapsama alanları genişletilmelidir. İkinci olarak TRT Türk sadece Türk dili ve kültürünü yansıtan ya da bölgenin kültürel değerlerini gözler önüne seren yayınlardan daha ziyade farklı bir konsepte bürünmelidir. Yayınların içerikleri doğru planlanmalı, Türkiye’nin kamu diplomasisine katkı sunacak yayınlar tercih edilmelidir. Yayın genişletmek amacıyla günlük dizi ve programlara yer verilmemeli, kamu diplomasi perspektifinde yeni yayınlar hazırlanmalıdır. Ayrıca TRT Türk bölge ülkelerinden de yayınlar hazırlamalı hem soydaş ve dindaşların sorunlarını dile getirdikleri hem de çözüm önerilerinin tartışıldığı bir platform olmalıdır. Ayrıca TRT Türk programlarında soydaş ve dindaşlar ile ülkelerin çoğunluk topluluklarının uzlaşmacı isimleri bir araya getirilmelidir. Bu platformlarda Türkiye’nin bölgeye yönelik politikaları da doğru bir şekilde aktarılmalıdır.

 

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 25.05.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/cumhurbaskani-erdogan-in-bosna-hersek-mitingi-ve-turkiye-nin-kamu-diplomasisi-icin-onemi

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir