Diplomasi: Hem Sahada Hem Masada Kazanmak

Konumuz diplomasi…

Diplomasi yani “bir hükümetin belli konulardaki kanı ve görüşlerini doğrudan doğruya diğer devletlerin karar vericilerine iletme sürecidir.” İyi bir diplomasi süreci ile kötü bir süreçten iyi sonuçlar alınabilir. Hem sahada hem de masada kazanmanın anahtarıdır diplomasi. Tabii tüm tarafların iletişim kanallarını açık tutup önyargılarından da arınması gerekir. Ancak tarafların objektif ve rasyonel bakışa sahip olmalarıyla diplomasiden sonuç alınabilir. Yinede diplomasinin peşini hiç bırakılmamalı, her bir aşama bu minvalde değerlendirilmelidir.

BM’de Türkiye’nin girişimleriyle alınan Kudüs kararı, Suriye’deki iç savaşın Soçi zirveleriyle siyasi sonuca kavuşturulma çabası hatta Soçi’de ki görüşmelerin Cenevre’ye devredilme süreci hep diplomasin meyveleridir. Dedik ya diplomasiyi hep denemek gerekir ancak iki tarafında objektif ve rasyonel bakışa sahip olması gerekir diye. Türkiye’nin diplomatik ilişkileriyle ilgili bu hafta önemli bazı gelişmeler yaşandı;

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde İngiltere’den Lordlar Kamarasını ve Eski Başbakan ile Dış İşleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu’nu misafir etti,
  • Rusya’da Soçi’de Suriye Ulusal Diyalog Kongresi düzenlendi, Soçi’nin Cenevre’ye taşınma kararı alındı,
  • ABD, Türkiye’ye Afrin harekâtı ile ilgili olarak PYD/YPG’nin sözde DAEŞ ile mücadelesinde dikkatini dağıttığı uyarısında bulundu,
  • Fransa, Türkiye’nin Afrin harekâtına yönelik işgal benzetmesi yaptı,
  • Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri “PKK bizim için tehdit değil, DAEŞ tehdit” açıklaması yaptı. Bunlar ilk akla gelenler.

ABD ve Fransa’nın tavrının objektif ve rasyonel olduğunu söylemek oldukça zor. Çünkü Afrika’yı kan gölüne çeviren ve hala vergi yani haraç toplayan Fransa’nın Türkiye’yi işgalle suçlaması oldukça saçma. Yine terör örgütleriyle her türlü işbirliğini yapan ABD’nin Türkiye’ye laf söylemesi de öyle.

Türkiye Suriye meselesinde sahada hem mültecilere ev sahipliği yapmasıyla, hem de Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla çok önemli hamleler yaptı. Hem Soçi zirveleriyle hem de Cenevre görüşmeleriyle masada da kazanabilmek adına yoğun bir efor sarf etti. Türkiye Harekâtlarla hem güvenliğini garanti altına almaya çalışıyor hem de Suriye’deki siyasi sürece yön vermeye çalışıyor. PYD/YPG’nin gücünü kırarak siyasi süreçte nüfuz almasını da engellemeye uğraş veriyor.

Türkiye’ye diplomatik açıdan objektif ve rasyonel yaklaştığını söyleyemeyeceğimiz ABD ve Fransa gibi devletleri ikna etmek çok da mümkün değil. ABD hem bölgede hem de Orta Doğu’da PYD/YPG yani PKK üzerinden güç alanı oluşturuyor. Nasıl FETÖ’den vazgeçmiyorsa PKK’dan da vazgeçmesi şu aşamada olası görünmüyor. Fransa ise sadece rol çalmaya çalışıyor. Ancak yinede diplomasinin devam etmesi, Fransa’nın ABD’ye oranla daha ikna edilebilir olduğunu bilmek de gerek.

ABD’nin Türkiye’nin harekâtlarını durdurabileceğine çok ihtimal de verilmiyor ancak bazı teklifler sunabileceği muhtemel. Türkiye bu noktada ABD’nin PKK’dan vazgeçmeyeceği gerçeğini de unutmamalıdır. Türkiye için Suriye konusunda masada kazanabilmenin yolu ilk olarak Türkiye’nin bölgede PKK’nın gücünü kırarak güvenliğini sağlamasından ve yine PYD/YPG’nin siyasi süreçten nüfuz kazanarak çıkmasını engellemekten geçiyor. Esed’in varlığı ve devamı bu aşamada ikinci plana düşüyor. Bu nedenle Türkiye’nin ABD’nin tekliflerini çok umursamadan sahada yoluna devam etmesi şart.

Diplomasi hem sahada hem masada kazanmanın en önemli yoludur. Türkiye diğer devletlerin “ikiyüzlü politikalarını” bahane edip yine bu devletlerin Türkiye’yi yalnızlaştırma tuzağına da düşmemeli. Tam aksine Türkiye; aleyhine olan tüm gelişme ve açıklamaların üzerine gidip uluslararası kamuoyunu, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu, başta DAVOS ve tüm siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel mekanizma ile platformları “domine etmeli”. Türkiye Cumhuriyeti devleti; kurumsal olarak hem iç ve dış misyonlarını hem de sivil toplum kuruluşları ile ilgili kurum ve kuruluşlarını iyi koordine edip vazifelendirmelidir.

Devletimizin varlığının devamı, güvenliği ve halkımızın refahı, bağımsızlığımız ile kalkınmamız için sahada nasıl mücadele ediyorsak, masada da aynı şekilde mücadele etmeliyiz. Mecburuz… Türkiye başta PKK ve FETÖ ile mücadele olmak üzere; siyasi, askeri, ekonomik ve kültür birçok çıkarını ülke ülke, platform platform herkese anlatmalıdır. Küresel bir güç olmak için diplomasi ile küresel bir etki oluşturabilmeliyiz.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 02.02.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/diplomasi-hem-sahada-hem-masada-kazanmak

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir