İdlip’ten Ekonomi ve Yerel Seçimlere Türkiye’nin Yoğun Gündemi

Haftalar önce özel bir televizyon kanalının muhabiriyle telefonda Türk-Rus ve Türk-Amerikan ilişkileri üzerine bir görüşme yaptık. Görüşmede ikili ilişkileri ve kriz noktalarını değerlendirdikten sonra, Suriye konusunu da konuştuk. Muhabir Rus tarafıyla bir röportaj yapılacağını, bana göre hangi soruları sorması gerektiğini iletti. Sorularımdan biri Suriye üzerineydi. Ona temel olarak şunu söylemiştim; “Suriye’nin geleceği ve/veya İdlip konusunda ABD Rusya’ya Türkiye’yi saf dışı bırakarak anlaşma teklif ederse ne olacak? Rusya’nın Türkiye ile kurduğu ittifak Suriye temelinde daha ne kadar sürebilir? Rusya Türkiye’yi kaybetme pahasına Suriye konusunda karar alabilir mi?”

Gündemimiz İdlip… Bir süredir İdlip’e Esad rejiminin askeri operasyon düzenleyeceği konuşuluyordu. Bu iddiaya Rus uçaklarının İdlip’i bombalaması da eklenmişti. Türkiye İdlip’e yönelik askeri operasyona sıcak bakmıyor. Çünkü şehirde 3 milyondan fazla nüfus barınırken, herhangi bir operasyonda Türkiye’ye doğru yeni bir göç dalgasının başlamasından korkuluyor. Türkiye’nin mevcut ekonomik sorunlarını düşündüğümüzde bu sonuç Türkiye için oldukça vahim olur. Rusya’nın İdlip’in ikiye parçalanarak Türkiye ve rejimin kontrolüne verilmesini savunduğu haberleri geliyordu. ABD ise samimiyeti sorgulansa da sivil katliamların olacağını öne sürerek operasyona karşı çıkıyordu.

Gelelim sorumuza: Rusya ve ABD Türkiye’yi saf dışı bırakarak Suriye’nin geleceği konusunda anlaşırlar mı? Rusya Türkiye’yi kaybetme pahasına Suriye konusunu çözmek ister mi? Bunu zaman gösterecek ama Suriye konusunda Türkiye ve Rusya arasındaki ittifakın İdlip konusunda sarsılacağı bir gerçek. Bu sarsıntının şiddeti Tahran’daki Türkiye, Rusya ve İran arasında düzenlenen üçlü zirvede de hissedildi.

Zirve öncesi Putin’in İdlip konusunda operasyonda ısrar edeceği görüşü üzerinde duruluyordu. Erdoğan’ın bu konuda ki tavrı merak konusuydu. Beklenen de oldu. Erdoğan Türkiye’nin ve bölgedeki sivillerin çıkarlarını ve ateşkesi sonuna kadar uluslararası kamuoyunun gözü önünde şiddetle savundu. Adeta tüm dünyaya insan hakları daha da öteye insanlık dersi verdi. Rusya ve İran İdlip’teki teröristlerin temizlenmesi gerektiğini, İran ise Esad rejimi ile işbirliği yapılmasını ve ABD’nin Fırat’ın doğusundan çıkarılması gerektiğini savundu.

Türkiye masadan eli ne kadar güçlü kalktı tartışılsa da, Türkiye’nin bölgeye yönelik operasyona sonuna kadar dur diyeceği açık, mevcut şartlar göz önünde bulundurulduğunda yapması gereken de bu gibi gözüküyor.

Spekülatif Döviz ve Enflasyon Hareketlerinden Yerel Seçimlere…

Türkiye’nin dış gündemi kadar iç gündemi de oldukça yoğun seyrediyor. Haftalardır spekülatif döviz hareketleri ve manipülasyonlarla mücadele edilirken, artık gündemimizde spekülatif enflasyon hareketleri ve manipülasyonları da var. Af tartışmaları ve ardından gelen yerel seçimlere ilişkin açıklamalar da ülkece bizleri meşgul ediyor.

Dövizin istikrarlı düşüş eğilimine bir türlü girememesi, bunun üstüne bir de başta temel tüketim malzemeleri olmak üzere birçok üründe yaşanan gramaj düşüşleri ve fiyat artışları yani reel ya da spekülatif enflasyonist manipülasyonlar da eklenince vatandaş oldukça bunalmaya başladı. Merkez bankasının faiz arttırıcı kararı ise hem devletimize hem de milletimize 62 milyar TL yeni yük olarak yansıyacak. Bunun etkileri de uzun vadeli herkese yansıyacaktır. Gündem ekonomik sorunlarla bu kadar meşgulken yerel seçim tartışmalarının başlaması bizlere hiç de doğru gelmiyor.

AK Parti ve MHP arasındaki Cumhur İttifakının yerel seçimlerde de devam edeceği görüşü, ittifakın elini özellikle CHP’ye karşı oldukça güçlendirecektir. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin yanı sıra CHP’nin güçlü olduğu Trakya ve Ege bölgelerinde MHP tandanslı adayların CHP adaylarına karşı daha mücadele edebilir olacağı açık bir gerçek. Ancak genel seçimdeki Millet İttifakı adayları CHP, İP ve SP şimdiden yerel seçimlere yönelik yatırım yapmaya başlayıp, hükümeti ekonomi üzerinden köşeye sıkıştırmaya başladılar bile.

Hükümetin yerel seçimleri gündemde tutmasından daha çok ekonomik sorunların çözümüne odaklanması daha yararlı olacak gibi görünüyor. Önümüzde seçimler olağan seyrinde yapılırsa 6 aylık bir süreç var. Ancak ekonominin performansı ve gidişatı bu seçimlerin öne alınmasıyla sonuçlanırsa şaşırmamak da gerek.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 7.9.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/idlip-ten-ekonomi-ve-yerel-secimlere-turkiye-nin-yogun-gundemi

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir