İsimler Değişir, Piyonlar Bitmez

15 Temmuz darbe ve işgal girişiminden beri Cumhurbaşkanlığının ve Türk Dışişlerinin var gücüyle yürüttüğü çalışmalardan biri malumu olduğu üzere FETÖ elebaşı Gülen’in ABD’den Türkiye’ye iadesi konusu. Bugünlerde bu konuda ABD’den üst üste gelişmeler yaşanıyor. İlk olarak ABD basını Başkan Trump’ın Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi için bakanlıklara talimat verdiğini iddia ederken, ardından ABD Dışişleri Bakanlığı “Beyaz Saray Gülen’in iadesiyle ilgili herhangi bir görüşme yapmadı” açıklamasını yaptı.

ABD basınında bu aralar Gülen’in iadesiyle ilgili gündem oluşturulmaya çalışılması tesadüf mü bilinmez. Çünkü 19 Kasım’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Türk Akımı’nın deniz kısmının tamamlanması törenine katılmak üzere İstanbul’a gelecek. Türk-Rus ilişkilerinin “Uçak Krizi” ile dibe vurduğu, “15 Temmuz” sonrası ise oldukça zirveye çıktığı bir gerçek. Bu ilişkilerin siyasi ve ekonomik boyutu, başta Suriye krizinde Astana ve İdlib mutabakatlarının yanı sıra “Türk Akımı” gibi enerji ve S-400 gibi askeri-savunma işbirlikleri ile çok farklı bir evreye ulaştı.

ABD bu süreçte Türk-Rus ilişkilerinin geldiği seviyeden oldukça rahatsız oldu ki; bir yandan Suriye’de PKK/PYD/YPG terör örgütüne olan desteğini giderek arttırdı, S-400 alımını engellemek adına başta F-35 ambargosu olmak üzere birçok siyasi ve ekonomik baskıyı Türkiye’ye yapmaya çalıştı. ABD’nin kendince hem suçlu hem güçlü tavrı Türk-Amerikan ilişkilerinde daha ne kadar sürecek bilinmez ama bazı değişmeyecek hakikatler var.

15 Temmuz darbe ve işgal girişimi Türk-Amerikan ilişkilerinde kolay kolay tamir edilemeyecek sorunlara yol açtı. Bunun üstüne ABD’nin darbenin mimarı FETÖ’ye ve elebaşı Gülen’e yönelik koruyucu tavrı ile Suriye’de PKK’nın kolu PYD/YPG’ye olan desteği eklenince ilişkilerin normale dönmesi iyice imkânsız hale geldi. ABD mevcut bu tavırlarından vazgeçmedikçe Türk-Amerikan ilişkilerin olumlu bir yola girmesi de çok zor.

Ajan Brunson’ın salıverilmesi ve Türkiye’nin 6 aylığına İran yaptırımlardan muaf tutulması ikili ilişkilerin yumuşadığı izlenimini uyandırsa da gerçeği çokta böyle görmemek gerekir. FETÖ elabaşı Gülen’in iadesi konusunun ABD basınında dillendirilmesi de bu gerçek içinde değerlendirilmelidir.

ABD siyasetinde Orta Doğu’nun birçok açıdan büyük bir öneme sahip olduğu bilinmektedir. Bu noktada ABD’de Suriye başta olmak üzere birçok konuda Türkiye ile birlikte bir Orta Doğu politikası yürütülmesi hep tartışılmıştır. Bu görüşçe Türk-Rus ilişkilerinin seyri hep bir rahatsızlık uyandırmıştır. Ancak içinde Başkan Trump’ın da bulunduğu Evanjelik siyasetin Türkiye’yi Orta Doğu’da hem Amerikan ama her şeyden önce İsrail’in çıkarlarına tehdit gördüğü en büyük hakikatlerden biridir.

Hal böyleyken, ABD’den gelen Gülen’in iade edileceği haberlerini, Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesi gerektiği görüşlerini de çok önemsememek gerekmektedir. Bunları Türk-Rus ilişkilerinin seyrini etkilemek için yapılan bazı kurnazca hamleler olarak görmek de mümkündür. Herşeyden önce Türkiye bölgesinde bağımsız hareket eden güçlü bir aktördür. Bugün Türkiye olmadan Orta Doğu’da da, Balkanlarda da birçok farklı coğrafyada da başarı elde etmenin olası olmadığı görüşü kabul edilir bir olgu haline gelmiştir.

ABD’nin hele hele Evanjelik bloğun Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi sürecinde vereceği en büyük samimiyet sınavı; FETÖ elebaşı Gülen’i iade etmesi, FETÖ, PKK/PYD/YPG gibi terör örgütlerini tarihin karanlık sayfalarına gömmek konusunda Türkiye’ye yardım etmesinden geçecektir. Ancak realist olmak gerekir ki bunlar imkânsızı istemekten başka bir şey değildir. Çünkü FETÖ de, PKK gibi terör örgütleri de kimileri için küresel çıkarlarını korumak adına kullandıkları piyonlardan başka bir şey değildir. Dün ASALA’yı kullananlar bugün Türkiye’ye karşı bunları kullanmaktadır. İsimler değişir, piyonlar bitmez…

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 17.11.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/isimler-degisir-piyonlar-bitmez

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir