Krizi Fırsata Dönüştürmek

Şüphesiz ki haftalardır ülkece en büyük gündemimiz Türkiye-ABD arasındaki sözde rahip Brunson temelli başlayan siyasi ve ekonomik kriz. Farkında mısınız bilmiyorum ama toplumların en büyük afyonu olarak nitelendirilen futbol yani süper lig bile bize bu gündemi unutturamıyor. Türkiye’nin döviz üzerinden verdiği mücadele hem devlet hem de millet olarak onurlu bir direnişe de dönüştü.

Bunun meyveleri olarak hem dolarda hem de avroda düşüş eğilimi gösterdi. Devam edecek mi göreceğiz. Sürdürülebilir olması yolunda hükümetin hamleleri de ard arda geldi. Bu hamleleri ABD ürünlerine konulan ek vergiler ve ABD ürünlerine yönelik yapılan boykot çağrısı izledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde ABD ürünlerine karşı boykot çağrısını devletin zirvesi olarak dile getirerek yerli ürünlerin ya da muadil ürünlerin tercih edilmesini söyledi.

ABD ile yaşanan döviz ve ekonomi temelli bu kriz bana bir şeyi hatırlattı. Yıllar önce bir ekonomist hocam her derste “Çincede kriz fırsat demektir” sözünü tekrarlar dururdu. Ülke olarak bu söylemi ezberleyip defalarca kendimize hatırlatmamız gerekiyor. ABD ile yaşanan bu krizi gelin fırsata çevirelim. Başta kamu kurumları olmak üzere özel sektör ve vatandaşlar olarak mümkün olduğunca yerli ürünleri tercih edelim. Burada mesele sadece ABD ürünleri de değil.

İlk olarak kamu kurumlarında hem demirbaşlarda hem de ihale ve diğer teknik işlerde yerli ürün varsa onu kullanalım. Başta belediyeler olmak üzere tüm kurumların ihale ve satın alımlarına yerli ürün şartı koyalım. Özel sektörün yerli ürün kullanımına teşvikler verelim. Vatandaşların yerli ürün seçmesi noktasında indirimler ve vergiler gibi caydırıcılıklarla yönlendirmelerde bulunalım.

ABD ile yaşanan bu krizi fırsata çevirmede en büyük sorumluluk tabii ki hükümete düşüyor. AK Parti 16 yıldır özellikle üretim ekonomisine geçmediği noktasında sıkça eleştirildi. Bu eleştirilerin haklı yönleri de haksız yönleri de elbette var. Ancak konumuz bu değil. Geçmişi bir kenara bırakıp hükümet, kesin bir kararla yapacağı tüm yatırımlar ve projelerde katma değer üretilmesi hassasiyetini takınmalıdır.

Hükümetin kısa ve orta vadede yapabileceği en büyük hamle ithalatı ve tüketimi azaltıcı,  tasarrufu ise arttırıcı önlemlere derhal başlamasıdır. Bu nedenle ulusal boyutta tasarruf seferberliği başlatılmalı, vatandaşın yerli mala yönelmesi adına yönlendirici ve tüketim alışkanlıklarını değiştirici eğitimler ve bilgilendirmeler yapılmalıdır.

Son olarak hükümetin kısa ve orta vadede yapabileceği en önemli bir diğer strateji ise ithalatı azaltıcı önlemler ve hamlelerdir. İlk olarak Türkiye’nin acilen bir üretim strateji planı oluşturulmalı, güçlü olduğu sektörlerden devletin teşviği ile ithalata bağımlı olunan sektörlere sermaye, tecrübe ve işgücü transferi yapılmalıdır. İthalata bağımlı olunan en ciddi sektörler listelenmeli, tespit edilen ve aciliyet gerektiren sektörlere yatırım yapılarak, üretim planlaması şekillendirilmelidir.

ABD’nin Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırım sözleri ilk değil. Aynı ABD; Almanya, Suudi Arabistan, Katar, Rusya ve Çin’e cezalar kesmedi mi? Yine aynı Almanya, Temmuz ayında 20 Milyar Avro bütçe fazlası açıklamadı mı? Üretirsek, güçlü ve bağımsız bir ekonomiye sahip olursak, dışarıdan gelen müdahale ve yaptırımlara yönelik direncimizde o kadar kuvvetli olur. Devlet ve toplum olarak eğitimden kültüre, bilimden sanayiye, askeri teknolojiden birçok sektöre kadar üretmenin farkına varalım. Üretmeyi ve üretken düşünceyi en büyük ilke olarak benimseyip, her krizi bir fırsat olarak görelim.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 17.08.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/krizi-firsata-donusturmek

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir