Nizam-ı Alem ve Recep Tayyip Erdoğan

Kamuoyunda çok yeni bir tartışma filizlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İslam’a ve değerlerine yönelik başta kadınlar olmak üzere birçok konuda aykırı görüşler beyan eden bazı isimleri eleştirerek “İslam’ın yani İslami hükümlerin güncellenmesi” ifadesiyle “fıkhın yenilenmesi” tartışmasını başlattı.

Oldukça anlamlı olan bu tartışma bir anda Cumhurbaşkanımıza karşı hadsizce söylemlere neden oldu. Onun İslam ile bağını yine hadsizce sorgulayanlarda oldu. Ancak bu hepimizin canını acıttı.

Öyle ki o Erdoğan;

  • Türkiye’de 2002’ye kadar vesayet rejimi altında birçok hakkı elinden alınan büyük bir muhafazakâr kesimin hakkını iade eden lider değil midir?
  • Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya, Orta Doğu’dan Uzak Doğu’ya mazlumların sesi ve yegâne hizmetkârı değil midir?
  • Kudüs’e ve Filistinliler’e pençesini atan İsrail ile ABD’ye hem Davos’ta hem de BM’de “Dur” diyen değil midir?
  • 3 Milyondan da fazla Suriye’liyi Esed’in, DAEŞ’in ve PYD/YPG’nin zulmünden kurtaran değil midir?
  • İslam’ın azılı düşmanları terör örgülerine, PKK’ya, DAEŞ’e, DHKP-C’ye Türkiye’de, Irak’ta, Suriye’de yaşama şansı tanımayan değil midir?
  • Muhafazakâr olup, İslam’a ve vatan ile milletimize hizmet etmesi için gençler yetiştirsin diye yüzlerce vakfa, üniversiteye, kurum ile kuruluşa destek olan değil midir?

Yukarıda ki gibi daha nicesi sayılabilir. O yüzden ki Erdoğan’ın İslam’a hizmetlerini sorgulayanların önce onun tırnağı kadar da olsa İslam’a hizmet etmeleri gerekir. Bugün Erdoğan gözümüzde hizmetleriyle övüp, iftiharını kazanmayı arzuladığımız bir Cumhurbaşkanı değildir.

Erdoğan; yüzlerce yıllık bir devlet geleneğinin, bir davanın temsilcisidir. O gelenek ve dava; İ’lay-ı Kelimetullah’tır, Nizam-ı Âlem’dir. Bugün Erdoğan işte böyle bir ülkünün lideridir. Nedir Nizam-ı Âlem?

Nizam-ı Âlem; Dünyanın tüm sistematiğiyle Allah’ın hükümlerine ve İslam’a göre dizayn edilmesidir. Bu bir parti meselesi ya da kadro meselesi değildir. Bu sadece AK Parti’nin, MHP’nin, BBP’nin hedefi değildir. Bir devlet misyonu ve vizyonudur. Selçuklu’nun, Osmanlı’nın ve nihayetinde bu devletlerin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin gizli veyahut açık bir Kızıl Elma’sıdır.

Nizam-ı Âlem; Devletin ve milletin dünyevi hedefler için değil Allah rızası için siyasetten ekonomiye, bilimden teknolojiye, kültürden sanata, askeriyeden topluma birçok alanda durmadan çalışmasıdır.

En nihayetinde “Nizam-ı Âlem”; Müslümanların birlik olması, güçlü olanın mazluma yardıma koşmasıdır. Ama asıl büyük hedef Müslümanların dünyaya hâkim güç olabilmesidir. Müslümanların bu hedefle adaleti sağlamak için her alanda cenk etmesidir.

Ertuğrul Gazi de bu hedefle cenk etmiş, Sultan II. Abdülhamid Han’da bu niyetle hükmetmiştir. Bugün Türkiye de, Recep Tayyip Erdoğan da bu mücadeleyi sürdürmektedir. Türkiye bu ülküyle bugün Suriye’dedir. Arakan’da, Üsküp’te, Gazze’de, Sudan ve Somali’dedir. Yarın da olacaktır.

Erdoğan’ın İslam’ın güncellenmesi gerektiği yönündeki açıklamalarını tüm bu hizmetler ve bu ülkü çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Bugün birlik olamayan, mezhep kavgasıyla birbirine düşen, Gazze’deki Suriye’deki mazlumlara sahip çıkamayan, İslam’a değil İsrail’in, ABD’nin, İngiltere’nin çıkarlarına hizmet eden, faiz bataklığına batmış, Müslüman olup İslam’a aykırı işlere karışan İslam ülkeleri ile milletlerinin buna ihtiyacı yok mudur?

Bu dava bugünün davası değil, dünün de hiç değildir. Bu dava yüzlerce yıllık bir davadır. Yarın da olacaktır.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 09.03.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/nizam-i-lem-ve-recep-tayyip-erdogan

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir