“ÖLEN” MÜHENDİSLERİMİZ: MİLLİ SAVUNMA=MİLLİ NAMUS

ASELSAN’da Milli tank Altay projesinde çalışan ODTÜ mezunu Hüseyin Başbilen 7 Ağustos 2006’da Ankara Pursaklar’da otomobilinin içinde boğazı ve bileği kesilmiş halde ölü bulundu.

ASELSAN’da Deşifre Mühendisi olarak çalışan ODTÜ mezunu Halim Ünal 17 Ocak 2007 yılında Ankara Gölbaşında kafasına tek kurşun sıkılmış olarak ölü bulundu.

ASELSAN’da Deşifre Mühendisi olarak çalışan ODTÜ mezunu Evrim Yançeken 26 Ocak 2007 yılında Ankara Bilkent’te evinin arka bahçesinde ölü bulundu.

ASELSAN’da bir dönem çalışan Elektrik Mühendisi Zafer Oluk 2008 yılında askerliğini yaptığı zırhlı tugayda elektrik çarpması sonucu öldü.

ASELSAN’da Uçak Komuta Merkezinde F16 ‘lara milli yazılım üreten birimde Bilgisayar Mühendisi olarak çalışan Hacettepe Üniversitesi mezunu Burhanettin Volkan ise 7 Ekim 2007’de askerliğini yaptığı komutanlıkta nöbetçi subay odasında silahla vurulmuş olarak ölü bulundu.

Bu 5 değerli mühendisimizi her gün ölen binlerce insanımızdan ayıran şey ne? Ya da bu 5 değerli mühendisimizin ölümlerinde ki ortak özellik ne? Cevap: ASELSAN!!!

Bu 5 değerli mühendisimizde; 1975 yılında Türkiye’nin askeri anlamda dış devletlere olan bağımlılığını azaltmak için kurulan ASELSAN’da görev almaya başladıktan sonra ölmüş ya da öldürülmüşlerdir. Mevcut delillere göre ne yazık ki bu 5 mühendisimizde öldürülmüştür ve şehit olmuşlardır.

Mühendis ölümleri 2006 yılından sonra ulusal basına ufak haberlerle yansısa da kamuoyu buna gereken önemi göstermemişti. Fakat Askeri Casusluk Davasıyla birlikte ulaşılan deliller olayın ciddiyetini gözler önüne serdi. Delillere göre bir takım grupların; ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK gibi Türkiye için kritik öneme sahip kuruluşlarda üretilen projelerin iptal olması, hayata geçirilmesinin yavaşlatılması ve mümkünse bu projelerin çalınması için çalışmalar yaptıkları ortaya çıktı. Bunu sağlamak için de bu kuruluşlarda çalışan mühendisleri tehdit, şantaj ve son olarak da infaz etmekle ortadan kaldırmayı amaçladıklarına ulaşıldı. Ancak ne yazık ki bu mühendislerimizin ölümlerinin arkasındaki sır perdesi aralanmadı ve hem kamuoyu hem de devlet bu konuda üzerine düşeni yapmadı.

TÜBİTAK’ da Kriptoloji yani Şifreleme Enstitüsünde 1997’den beri çalışan Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Bölümü mezunu olan Ercan Kuruoğlu ise 14 Temmuz 2004 gecesi Gelibolu’da ki askeri birime önemli bir cihazı teslim ettikten sonra dönerken Keşan yolunda trafik kazasında şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Şüphenin kaynaklarına bakacak olursak;

Ercan Kuruoğlu’nun da bulunduğu ekip; F16’ların ABD’den bağımsız olarak dost ve düşman ayrımını yapabilecek milli yazılım projesi üzerinde çalışıyordu. Ve yeni geliştirilen bir cihazı denemek için Çanakkale’ye gittikleri öğrenildi.

Tüm bunları değerlendirdiğimizde çok açık ki Azrail nedense hep milli projelerimizi gerçekleştirmek için gecesini gündüzüne katan mühendislerimizin üzerinde dolaşıyor. Bu tabii ki ciddi olarak incelenmesi gereken ve sahip çıkılması gereken bir milli davamız ve namus meselemiz olmalıdır.

Peki Milli Projelerimiz ve Milli Yazılımlarımız neden önemli?

Buna tarihten bir örnek vermek gerekirse; 1990 yılında Körfez Savaşında Irak Kuveyt’i işgal ettikten sonra karşısında bir anda ABD’nin önderliğinde ki askeri koalisyonu buldu. Koalisyona karşı hava saldırısı yapmak isteyen Saddam Yönetimi bir sürprizle karşılaştı. Hava Kuvvetlerine ait onlarca uçak yerinden bile hareket edemeyecek durumdaydı. Çünkü uçakların menşeine sahip olan ABD uçakların komuta merkezinde ki yazılım sayesinde uçakları pasif duruma getirebilmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde ki silahların çoğunluğunun dış menşeli olduğunu ve yazılımlarının da bu ülkelere ait olduğunu düşünürsek Saddam’ın karşılaştığı bu durumu yaşamamız gayet mümkün. Bu sebepten milli projelerimiz ve milli yazılımlarımız çok büyük bir öneme sahiptir. İşte hayatını kaybeden ve aslında şehit olan tüm mühendislerimiz bu öneme sahip projelerimiz üzerinde çalışıyorlardı.

Ama güzel haber şu ki geçtiğimiz sene kamuoyuna yansıyan bilgilere göre de Türkiye Milli Yazılım Projesini başarıyla hayata geçirdi. Özelikle Amerika Patentli dost düşman tanıma tanıtma sistemi olarak bilinen IFF (Identification Friend and Foe) sistemi ASELSAN tarafından tamamen yerli olarak üretilip kullanıma sunuldu. Bu yazılım F16 uçaklarımıza ve gemilerimize yerleştirildi bile. Milli Yazılım Sistemimiz ASELSAN tarafından da doğrulandı.

Yani bu mühendislerimiz ölümlerinden önce bu projelerde çok şükür ki büyük aşama kaydetmişlerdi ve hatta başarılı olabilmişlerdi.

Şimdi mühendislerimizin bedelini canlarıyla ödedikleri milli projelerimizi ve bu projelerin üretildikleri ulusal kuruluşlarımızı inceleyelim. İlk olarak Türkiye’nin Savunma Sanayisi ile ilgili bilgiler verelim.

Türkiye 2004 yılında silah teknolojileri açısından %80 oranında dışa bağımlıydı. 2004 yılı sonrasında silah teknolojilerinin mümkün olduğunca ülkemizde üretilmesi kararı alındı ve bugün geldiğimiz noktada dışa bağımlılığımızın yarı yarıya azaldığı belirtiliyor.

Dışa bağımlılıkta en büyük sıkıntı ithal teknolojilerinin yazılımlarının üreticinin firmanın kontrolünde olmasıdır. Bu durumdan dolayı ileride yaşanabilecek bir savaş halinde siz bu silahları üretici firmanın ülkesine ve onun müttefiklerine karşı kullanamıyorsunuz ve bu durum sizin elinizi kolunuzu bağlıyor.

2004 yılı Mayıs ayında Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanından oluşan Savunma Sanayiyi İcra Komitesi tarafından bazı kararlar alındı. Bu kararlara göre 2004 sonrası ana amaçlar; Ülkemizin kendi silahını, tankını, gemisini, füzesini ve uçağını üretmesi olarak belirlendi. Bu amaçla Savunma Sanayiyi için ayrı bir bütçe bile ayrıldı.

Savunma Sanayiyi Müsteşarımız Murat Bayar’a göre dünyada savunma sanayi harcaması 1,5 trilyon dolarken, Türkiye’nin ise 15 Milyar dolara kadar yükseldi.

Peki savunma sanayinin çalışmaları hangi kuruluşlarımız tarafından yürütülüyor?

İlk olarak Askeri Elektronik Sanayiyi yani ASELSAN’ı tanıyalım.

Kıbrıs Barış Harekâtında Türkiye’ye uygulanan ambargo sonrası 1975’te kurulan ASELSAN Milli Savunma Sanayimizin beyni konumundadır. Bu etkinliğini de hala sürdürmektedir. Günümüzde de ASELSAN birçok önemli yerli projenin yazılımını gerçekleştirmektedir. Bunlara örnek verecek olursak; Altay Tankı, Atak Helikopteri, Skorsky Helikopteri, ANKA ve ANKA’nın HD kamera sistemi başlıcalarıdır.

1985’te kurulan Türk Havacılık ve Uzay Sanayiyi Anonim Şirketimiz olan TUSAŞ ülkemizin diğer önemli şirketlerinden biridir. TUSAŞ uzay çalışmaları ve uçak yapımı konularında sorumluluk sahibidir. TUSAŞ’ın ise en önemli projelerinden biri ilk yerli insansız hava aracımız olacak olan ANKA’dır. Hiç yere inmeden 32 saat uçabilecek olan ANKA’lar, silah taşıyabilecek hale getiriliyorlar. Diğer bir proje ise silahlı ilk yerli helikopterimiz olan ATAK 2013’e kadar yetiştirilmeye çalışılıyor ve o tarihte TSK envanterinde olması planlanıyor. Bu helikopter de tamamen yerli bir yapıya sahiptir. ATAK Helikopterleri; 270 Km hıza erişebiliyor ve yere hiç inmeden 600 Km gidebiliyorlar.

Bir diğer projemiz ise ilk yerli eğitim uçağımız Hürkuş’tur. Hürkuş’ta saatte 460 Km hız yapabiliyor. Diğer projeler; F16’ların yerli yazılımla modernizasyonu ve 6 ülkeyle birlikte üretilen F35’lerin parçalarının üretilmesidir.

Peki biz tüm bu projelerle askeri güç olarak ne durumdayız?

Dünya’da nükleer güce sahip olan ülkeler; ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore olmakla birlikte İsrail’in de 200 den fazla nükleer silaha sahip olduğu İran’ında sahip olmak için çalışmalar yürüttüğü biliniyor. Dünyada en caydırıcı silahlar nükleer silahlar iken Türkiye’nin nükleer enerjiyi dahi henüz kullanmıyor olması askeri anlamda ne kadar yolun başında olduğumuzu gösteriyor. Nükleer çalışmaların yapılması ve silahı üretebilecek güce erişmemiz ana hedeflerimizden olmalıdır.

Savaşın yıllardır hiç eskimeyen gücünden biride tanklardır. Günümüzde en modern ve kuvvetli tank ise Alman yapımı olan Leopar tanklarıdır. Saatte 70 Km yapabilen bu tanklar, suyun 4 metre altında kalabilmektedir. Lazerle mesafe ölçebilmekte ve termal kameraya sahiptirler. Ülkemiz 354 tane leopar tankına sahiptir. Ancak yerli yapım olan ALTAY’ın üretilmesiyle bu durumun değişeceği ve en modern tankın ALTAY’ın olacağı kesin görülmektedir.

Savunma Sanayi deyince akla gelen diğer bir güçse; Füzelerdir. İran’ın Şahap füzeleri, İsrail menşeiyle Patriotlar, Rusya menşeiyle Scud füzeleri en çok bilinen füzelerdir. Ancak Rusya’nın elindeki yeni ürettiği 11.000 km menzilli olan Topol-M füzesi şu anda dünyanın en önemli füzesi konumundadır.

Türkiye’de bu konuda TÜBİTAK’la çalışmalar yaptı. TÜBİTAK sayesinde TSK envanterine ilk kez 500 km menzilli füzeler teslim edildi. Hedef ise 2500 km menzilli füzeler yaparak TSK envanterine katılması planlanıyor.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak: Son teknoloji askeri araç ve gereçlere sahip olmak ve özellikle de nükleer teknolojiye erişebilmek bunları kullanmaktan ziyade saldırı caydırıcılığı açısından müthiş öneme sahiptir. Diğer önemli nokta ise bu araç ve gereçlerinin komuta merkezlerinde yazılımlarının da size ait olmasıdır. Siz bu yazılımlara ve bu araç gereçlere sahip olursanız hem dış politika da hem de diğer her türlü masada gücünüzü hissettirebilecek bir ele sahip olursunuz. Bunun da yolu yerli teknolojileri üretebilecek mühendislerimizin ellerinden geçer. Bu nedenledir ki ölen her bir mühendis aslında bizim canımızdan ötedir. Bu mühendislerin hesabını sormakta bizim namus borcumuz olmalıdır. Bu konuyu önem vermek oldukça elzemdir. Umarım ki gelecek bize bu konuda umut verice olur.

 

Erdem EREN

Tarih: 2011

 

“ÖLEN” MÜHENDİSLERİMİZ: MİLLİ SAVUNMA=MİLLİ NAMUS

 

KAYNAKÇA

TRT Büyük Takip Programı Türkiye’nin Savaş Teknolojisi Belgeseli

TRT HABER Faili Meçhul Programı Mühendis Ölümleri Belgeseli

http://www.aselsan.com.tr/content.aspx?mid=375&oid=375

http://www.aselsan.com.tr/Content.aspx?mid=375&oid=435

http://www.milliyet.com.tr/2008/01/04/son/sontur01.asp

http://www.ssm.gov.tr/

 

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir