Savaşta Yeni Bir Cephe: Dershane Krizi

Savaşta Yeni Bir Cephe: Dershane Krizi

Başbakan Erdoğan, ATV’de canlı yayınlanan programda dediği gibi bundan tam bir yıl önce dile getirmişti dershanelerin kapatılacağını. Bir nevi hazırlanmamakla da suçladı cemaati. Gerçek şu ki bu savaş sadece dershane kriziyle gün yüzüne çıkmadı.

200px-AK_Parti_logo

2002 seçimlerinde Gülen Cemaatinin onların ifadesiyle Hizmet Hareketinin de desteğini alarak iktidar olan Ak Parti, süreç içerisinde savaşa çıktığı tüm cephelerde birer birer sancağını dikmeyi başardı. Rakipleri ülkemizin uzun yıllardır süre gelen siyasi organizasyonda ciddi güç pastasına erişmiş odaklardı. Sırayla sayacak olursak;

– Askeri Vesayet, Kemalist Yargı, TÜSİAD, Derin Yapılanmalar ( Güncel tabirle- Ergenekon ), Milliyetçi Polis Yapılanması’dır. Sırayla süre gelen politik hamlelerle bu odakların üstesinden gelebilen Ak Parti son olarak Kürt Sorunu ve/veya PKK Sorununda elde ettiği kazanımlarla muktedir olma yolunda ki güç pastasında payını arttırmayı başardı.

İçerik

Hizmet Hareketi ise günümüzde elde ettiği yaklaşık 150 Milyar Dolarlık ekonomik güce ve devlet mekanizmasında ki nüfuzuna kolay erişmedi. Daha önce ters düştüğü Refah Partisine karşı Ecevit’li DSP’yi destekleyen hareket, gerektiğinde gücünü korumak ve arttırmak için kendi ideolojisinden uzak bir partiyi bile destekleyebileceğini gösterdi. Ak Parti’yle rahat bir hareket alanı yakalayan hareket, devlet yapılanmasında ki nüfuzunu dershaneler ve diğer yapılanmalarda ki yetiştirdiği kadrolarını devletin stratejik birimlerine yerleştirerek arttırdı.

Bugüne kadar paralel devam eden AK Parti ve Hizmet Hareketinin yolculuğu ise güç pastasında ki pay dengesinin ve niteliğinin bozulmasıyla krize dönüştü. Hizmet Hareketi; Başlangıcından beri sadece dinsel bir yapı olmadığını elde ettiği güç ve yaşadığı sınamalarla zaten göstermişti. Hareket, gücünü hergün istikrarlı bir şekilde arttırmaya yönelik çalışan bir mekanizma gibidir. Hergeçen gün devlet yapılarında ki kadro ve nüfuzunu arttıran hareketin iktidarla bir süre sonra kavgaya tutuşmaması zaten beklenemezdi. Hem hareket hem de Ak Parti devlet içinde ki gücünün hergün arttıran iki ejderha gibi ve bu iki ejderha rakiplerini birer birer yiyerek büyüyorlar. Hacimlerinin zamanla birbirlerini rahatsız etmesi bu oranda normaldir.

Derhanelerin modern eğitim sistemine bir yama olduğunu ve gayrimedeni olduğunu bununla birlikte sisteme tamamen zarar getirdiğini iki ideolojide aslında biliyor. Gülen hem normal olarak uğrayacağı ekonomik zararı düşünüyor hem de devletin önemli yapılarına dershaneler üzerinden yerleştirdiği kadroları nasıl yeni bir sistemle yerleştirmeye devam ederim ve gücümü korurumun derdinde. Çünkü hareketin şu anda Polis Teşkilatında, yargı ve eğitim yapılarında çok güçlü olduğu biliniyor. Bunu örneklerle açıklayacağım ama önce Ak Partinin ve herşeyden önce Erdoğan’ın derdini de bir dile getirelim.

Erdoğan, 11 yılda inanılmaz tabuları ve rakipleri yere sermiş bir boksör edasında ve o da herşeyden önce elde ettiği bu kazanımlar ile gücü uzun yıllar korumak ve arttırmak istiyor. 3 dönemdir iktidarda olan bir siyasal hareket peki nasıl olurda Erdoğan görevini tamamladıktan sonra bile güçlü olur? Aslında cevap çok açık bir şekilde Hizmet Hareketi’nin yaptığında gizli; “Kadro yetiştirerek”. Erdoğan’da herşeyden önce devletin önemli sinir merkezlerine ve mekanizmalarına kendi kadrosunu tamamen yerleştirmek istiyor. Bunda da en önemli rakip olarak kendine Gülen kadrolarını seçmiş durumda. Bu da bana göre gerçekten mantıklı bir seçim. Peki neden?Ehliyet-Olmayan-Polis-Olamayacak-Mı

Öncelikle hareket devlette ciddi bir kadroya sahip. Polis sınavlarında yaşanan duyumlara göre her yıl yüzlerce cemaat mensubu teşkilatta göreve geliyor. Bununla beraber yargıda da ciddi bir nüfuza sahip oldukları biliniyor. Bazı gazetecilerin özellikle Nedim Şener’in cemaate yönelik ithamlarından dolayı içeri alındıkları söyleniyor.

nedim-sener1

Savcının değiştirilmesinden sonra Şener’ın salındığını hepimiz biliyoruz. Cemaatin bu hamlelerinin Erdoğan’ı rahatsız ettiğini de biliyoruz. Erdoğan’a yeter artık dedirten olay ise 7 Şubat 2012’de gerçekleşti. İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya, KCK soruşturması kapsamında MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırmıştı. Savcının MİT yetkililerine esas olarak Oslo’da PKK ile süren görüşmeleri soracağının anlaşılmasıyla olay hemen siyasi bir havaya büründü.

300620131035123667121

Ardından hükümet duruma el attı; savcı Sarıkaya soruşturmadan alındı, yeni bir yasayla MİT görevlileri adliye karşısında hükümetin kalkanına sahip oldular. İşte bu olay aslında Cemaat – Ak Parti savaşında sıkılan ilk kurşun oldu diyebiliriz.

Gerçek şu ki bu savaş ciddi sonuçlara gebe olabilecek bir savaştır. Türk Siyasi Hegemonyasında yüksek nüfuza sahip iki gücün birbirlerine karşı başlattığı bu savaş artık bana göre durdurulamayacaktır. Erdoğan’ın kendi kadrolarını yetiştirmeye yönelik bazı çalışmalarının da olduğunu da biliyorum. Dershanelerin kapatılmasıyla başlayacak süreçte bu amacına yönelik de başarı sağlayacak olan Erdoğan önümüzde ki yıllarda Başbakanlık görevinden pasif duruma geçeceği süreçte bile gücünü koruyabilecek mi göreceğiz ama dershane kapatılmasında sancının ve çığlığın neden bu kadar yüksek olduğunu da sanırım anladınız.

İzleyip Görelim…

Erdem EREN

Tarih: 25 Kasım 2013

Kaynak: https://erdemerenblog.wordpress.com/2013/11/25/savasta-yeni-bir-cephe-dershane-krizi/

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir