Yazılar

1980 Sonrası Türkiye Ekonomisinde Yapısal ve Siyasal Değişimler

1.       24 OCAK VE 5 NİSAN KARARLARI ARASINDA EKONOMİDE Kİ DÖNÜŞÜM ( 1980-1994 )

24 Ocak Kararları olarak adlandırılan ve Türkiye’de önceden uygulanmış olan programlardan farklı özelliklere sahip olan kararlar 24 Ocak 1980 yılında kabul edilmiştir. Kararlar ekonomiyi radikal olarak dönüştürmeyi amaçlamaktaydı. Kararların teorik temeli ise Neo-Liberal yaklaşımlar olmak üzere bu yaklaşımlarda Monetarizm ve Arz Yanlı Yaklaşım olarak temsil edilmektedir. Monetaristlere göre, para miktarının aşırı düzeyde arttırılması enflasyon sebeplerindendir. Arz yanlı yaklaşım ise, reel üretimin arttırılması ve istihdam oranlarının yükseltilmesi için, vergi oranlarının düşürülmesini savunmaktadır.

 

A.      24 Ocak Programının Temel Stratejisi ve Hedefleri

Programın temel felsefesi;

–          Piyasa ekonomisine işlerlik kazandırmak için, ekonomide devlet müdahalesini en aza indirmek,

–          Özel sektörünün payı artarak birçok sektörde devletin yerini alması, ekonomide mikro ve makro dengelerin belirlenmesinde fiyat mekanizmasının geçerli olması amaçlanmıştır.

–          Kararlar ile, ithal ikameci sanayileşme politikası terk edilerek, ihracata yönelik sanayileşme politikasına geçilmiştir.

–          İthalat işlemleri serbestleştirilerek, ihracat artışları vergi iadesi ve teşvikler yoluyla desteklenmiştir.

–          Dış ödeme güçlüklerine çözüm bulmak amacıyla, yeni kredi elde etmek için IMF’nin desteği alınmıştır.

–          Enflasyon oranlarını aşağı çekmek hedeflenerek fiyat-ücret-fiyat kısır döngüsünün kırılması amaçlanmıştır.

–          Kamu kesiminin ekonomide ki ağırlığını azaltmak amacıyla, KİT’ler özelleştirilecek, daha fazla yabancı sermaye çekilerek rekabet koşulları oluşturulacaktır.

 

B.      24 Ocak Programı Kapsamında Uygulanan Politikalar

Kararlar kapsamında uygulanan politikalar şu başlıklarla anlatılabilir;

–          Enflasyonu düşürmek ve ekonomik istikrarı sağlamak için, toplam talebin kontrol altına alınması gerekmekteydi. Bu yüzden, kamu kesiminde üretilen ürünlerin fiyatlarına zam yapıldı, para arzı arttırıldı, dış kredilerle ithalat yükseltilerek kapasite kullanım oranları arttırıldı. Kıtlıkların, kuyrukların ve karaborsanın önüne geçilmiş oldu.

–          Devletin ekonomide ki payını azaltmak amacıyla, KİT’lerin özelleştirilmesine yönelik çalışmalar başlatıldı, onlara ürettikleri ürünlerin fiyatlarını belirleme özerkliği verilerek, taban fiyatları ve destekleme alımları daraltıldı.

–          Dışa açık bir ekonomi yaratabilmek ve yabancı sermayeyi daha fazla çekebilmek için, döviz alım-satımı serbestleştirildi ve Türk Parasının Değerini Koruma Mevzuatı liberalleştirildi.

–          Ulusal paranın aşırı değerlenmesini ortadan kaldırmak için, 1 dolar 47 TL’den 70 TL’ye çıkarıldı ve Mayıs 1981’de günlük kur uygulamasına geçildi.

–          Ağustos 1989’da 32 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin çıkarılması ile, TL konvertibl hale getirildi, finansal piyasalar tamamen serbestleştirildi.

–          İthalatın serbestleştirilmesi için, ithalattan alınan damga resmi ile teminatlar azaltıldı, gümrük vergileri %76.3’den %48.9’a indirildi.

–          İhracatın arttırılması için ise, devlet denetimi kaldırılarak, ihracatçılara döviz tehsis ve transferinde öncelik sağlandı. Günlük kur uygulamasına geçilerek TL’nin aşırı değerliliğine son verildi ve ihracata vergi iadesi uygulamasına devam edilmiştir.

–          Dışa açık bir ekonomi yaratabilmek için yabancı sermayenin yapacağı dolaysız yatırımlara büyük ölçekli teşvikler getirilerek, idari denetimler gevşetildi.

–          Faiz hadleri serbestleştirildi ve reel faiz uygulamasına geçildi.

–          Sendikal faaliyetler yasaklandı ve kamu kesiminde reel ücretler düşürüldü.

 

C.      12 Eylül 1980 Darbesi Sonrası Politikalar

24 Ocak kararları 1980 darbesi sonrasında askeri hükümetçe de uygulanmaya devam etmiştir. Ancak bazı uygulamalar yapılmıştır. Sendikal faaliyetler ve grevler yasaklanmış, ücretler ve fiyatlar kontrol altına alınmış, kamu harcamaları kısılmış, para arzında ki genişleme frenlenmiştir. Uluslararası piyasalardan sağlanan kredilerle dış finansman sorunu halledilerek ithalat arttırılmıştır. Bunlara karşılık enflasyon oranları TÜFE bazında 1980 yılında %108’e yükselmiştir.

1983 Yılı sonbaharında Türkiye genel seçimini kazanan ANAP iktidara gelirken, Turgut Özal ise başbakan olmuştur. Bu dönem ekonomide serbestlik dönemi olarak nitelendirilmiştir. Çünkü 1983 sonrası dönemde, faiz oranları ve döviz kurları tamamen serbestleştirilmiş, 1986 yılında İMKB ve bankalar arası para piyasası kurulmuştur. Merkez Bankası, 1987 yılında açık piyasa işlemlerine başlamıştır. Ekonomik büyümeyi arttırmak için genişlemeci bir para ve maliye politikası izlenmiştir. Kamu kesimi borçlanma gereği 1987’den itibaren hızla artmıştır. Bu uygulamalar sonucunda, 1984-87 döneminde GSMH büyümesi yılda %6.7 olarak gerçekleşmiştir. Hükümet kamu kesiminin ekonomide ki yerini küçültmek için, özelleştirme çalışmalarına başlamış fakat 1985-1989 döneminde ki özelleştirme geliri yalnızca 159.8 milyon dolar düzeyinde kalmıştır. Dolayısıyla KİT’lerin bütçe üzerinde ki yükü devam etmiştir. Hükümet artan kamu harcamalarını finanse edebilmek için yoğun biçimde iç ve dış borçlanmaya gitmiştir. 1985 yılında hükümet bazı özel tüketim mallarını kaldırarak, Katma Değer Vergisini yürürlüğe koymuştur. KDV, günümüze kadar devletin en önemli kamu gelirini oluşturmuştur.

Türkiye’de 1984 yılından itibaren ihracat teşvikleri artırıldı. Bunlar arasında vergi iadesi, düşük faizli krediler, gümrük vergisi istisnası sayılabilir. Bu netice de ihracat miktarları 1980 yılında 2.910 milyon dolar iken 1991’de 13.667 milyon dolara yükselmiştir. Ancak ithalat rejiminin de %90 oranında serbestleştirilmesi sonucunda, ithalat miktarları da 1980’de 7.909 milyon dolar iken, 1991’de 21.007 milyon dolar yükselmiştir.  1981-83 döneminde %4 büyüyen GSMH, 1984-87 döneminde %6.7 oranında bir artış göstermiştir. Ancak 1988 ve 1989 dönemlerinde, GSMH sırasıyla %1.4 ve %2.3 döneminde büyümüş, 1990 yılında ise GSMH büyümesi %9.2’ye yükselmiştir.

 

D.      5 Nisan Kararlarına Gidilen Süreçte Ekonomide Yaşanan Gelişmeler

24 Ocak kararlarından sonra gelişen süreçte ekonominin kurumsal yapısında hedeflenen ana değişiklikler gerçekleştirilememiştir. Kamu kesimi finansman dengesi kurulamamış, KİT’lerin özelleştirilmesinde kayda değer bir mesafe alınamamış, sosyal sigortalar kurumlarının ve tarım destekleme politikasının bütçe yüküne çözüm bulunamamıştır. Devletin ekonomide ki ağırlığı istenildiği ölçüde azaltılamamıştır. Ekonomi 1988-89 stagflasyonu ile 1994 finansal krizine sürüklenmiştir.

1980 sonrası Türk finansal sisteminin gelişme sürecinde;

–          1981’de faiz hadleri serbestleştirilmiş,

–          1984’te döviz alımları serbestleştirilmiş,

–          1986’da Sermaye Piyasası Kurulu oluşturulmuş,

–          1987’de Merkez Bankası, Açık Piyasa İşlemlerini başlatmış,

–          1989’da 32 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile TL konvertibl hale getirilmiş ve kambiyo kontrolleri kaldırılarak, yurtdışı sermaye hareketleri serbestleştirilmiştir.

1988-93 dönemleri arasında,

–          GSMH, yılda ortalama olarak %6.1 oranında büyümüştür. Enflasyon oranları da yıllık bazda, %60’ın üzerinde gerçekleşmiştir.

–          Hükümetin kur ayarlamalarını, enflasyonun altına tutması neticesinde, ulusal para aşırı değerlenmiştir.

–          1980’li yıllarda süregelen dış borçlanma, 1988’den sonrada artarak devam etmiştir. 1989’da 41.7 milyar dolar dış borç stoku, 1993’de 67.3 milyar dolara ulaşmıştır.

–          1988-93 yıllarda hızlanan enflasyon, ulusal tasarrufları eritmiştir. Böylece ulusal tasarruflar, 1989’da %23.3 iken, 1993’de %15.3’e gerilemiştir.

–          Hükümet faiz oranlarını düşürmek ve kamu açıklarını finanse edebilmek için, TCMB kaynaklarına başvurulması sonucunda, ekonomide likidite arttı ve Temmuz 1993’de 15 Trilyon TL’ye yükseldi.

 

2.       5 NİSAN KARARLARINDAN 2000’Lİ YILLARA KADAR TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GENEL GÖRÜNÜMÜ ( 1994-2000 )

5 Nisan 1994 İstikrar Tedbirlerinin üç ana hedefi bulunmaktaydı;

–          Enflasyonu hızla düşürmek, TL’ye değer kazandırmak ve ihracat gelirlerini artırmak,

–          Bir taraftan ekonominin hızla istikrara kavuşması sağlanırken, diğer taraftan da istikrarı sürekli kılarak yapısal reformları gerçekleştirmek,

–          Kamu açıkları hızla aşağı çekilirken, üretim yapan sübvansiyon dağıtan devlet yapısından, piyasa mekanizmasının tüm kurum ve kurallarıyla işleyen bir devlet yapısına geçmektir.

Bu amaçlara yönelik bazı yapısal reform önerileri gündeme alınmıştır. Vergi reformu, özelleştirme, tarımsal destekleme politikaları ve kamu kesiminde istihdamın rasyonalizasyonu, ayrıca sosyal güvenlik kurumlarının mali dengeye kavuşturulmaları ve yerel yönetimlerin idari ve mali açıdan güçlendirilmeleri konularında yapısal düzenlemelere gidilmesi sayılabilir.

 

A.      5 Nisan Kararları Kapsamında Alınan Önlemler

–          Piyasalarda arz talep dengesinin yeniden tesis edilmesi için, KİT ürünlerinin fiyatlarına bir kerelik yüksek oranlı zamlar yapıldı.

–          Döviz piyasası, tamamen serbest rekabet şartlarına bırakılarak, TL’nin devalüasyonu arz talep koşullarına devredilmiştir.

–          Kamu harcamalarında tasarruf sağlamak için, cari harcamalar %30 oranında azaltıldı, ücret ve maaş artışları enflasyonun altına endekslendi, kamuya geçici işçi alımı durduruldu, kamu yatırım ihaleleri durduruldu.

–          Kamu gelirlerini arttırmak için ise, KİT ürünlerine maliyetlerini karşılayacak ölçüde zamlar yapıldı, ek vergiler konuldu.

–          İhracatı arttırmak için, Eximbank kredileri 2 milyar dolara çıkarıldı. IMF’den 700 milyon dolarlık bir kredi kullanıldı.

–          Karabük Demir çelik Fabrikaları A.Ş., Petrol Ofisi A.Ş., Sümerbank A.Ş., Et ve Balık Kurumu ile Süt Endüstrisi Kurumu, özelleştirme kapsamına alınmıştır.

 

B.      5 Nisan Kararlarının Uygulama Sonuçları

5 Nisan kararlarının kısa vadeli önlemlerini uygulayabilmiştir. Sonucunda, mali piyasalarda ki dalgalanmalar kısmen durdurulmuştur. Özelleştirilme konusunda ise mesafe alınamamıştır. 1994 yılında TEFE %149.6, Tüfe ise %125.5 oranında artış göstermiştir. 1995 yılında GSMH %8.1 oranında büyümüş, TÜFE %80’e düşmüştür. GSMH büyümesi 1996’da %7.1, 1997’de ise %8’e olmuştur. Türkiye’de 1992’de 2.708 dolar ve 1993’de 3.004 dolar olan kişi başına milli gelir, 1994 yılında 2.184 dolara gerilemiştir.

 

C.      2000 Yılı Enflasyonu Düşürme Programı

Program, sıkı para ve döviz kuru politikası ile bankacılık sektöründe yapısal değişimleri öngören düzenlemeler içermektedir. Programın esas olarak dört amacı vardır;

–          Tüketici enflasyonunu, yapısal reformlarla desteklenen, maliye, gelir, para ve kur politikalarıyla 2000 yılı sonunda %25’e, 2001 yılı sonunda %12’ye ve 2002 yılında ise %7’ye indirmek,

–          Reel faiz oranlarını kabul edilebilir seviyelere düşürmek,

–          Ekonominin büyüme potansiyelini arttırmak,

–          Ekonomik kaynakların daha etkin ve adil dağılımını sağlamaktır.

Para ve döviz kuru politikalarında temel amaç, para ve döviz kuru gelişmelerinin önceden tahmin edilebilir kılınmasıyla, yerli ve yabancılar için finansal yatırımların getirisi üzerindeki belirsizliğin azaltılmasıdır. Bu çerçevede, 1 Ocak 2000 ile 31 Aralık 2002 döneminde döviz kurları 1 dolar 650.000 TL’ye sabitlenmiştir.

 

D.      Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı

Programın temel hedefi; sabit döviz kuru sisteminin terke dilmesi nedeniyle ortaya çıkan  güven bunalımı ve istikrarsızlığı süratle ortadan kaldırarak, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasına yönelik altyapının oluşturulması çerçevesinde, kamu borçlarının sürdürülemez boyutlara varmasına neden olan “borç dinamiğini kırmak” olarak açıklanmıştır. Buna göre amaçlar ise;

–          Bankacılık sektöründe ki istikrarsızlıklar başta olma üzere, son finansal krizin doğrudan temelinde yatan sorunların düzeltilerek, ekonomi yönetiminin şeffaflığının ve özel sektörün ekonominin yeniden yapılandırılması sürecindeki rolünün geliştirilmesine yönelik yapısal politikalarının uygulanması,

–          Finansal istikrarı sağlamaya ve enflasyonla mücadeleye devam edilmesine yönelik para ve maliye politikalarının uygulanması,

–          Makroekonomik istikrar, büyüme ve toplumun en muhtaç kesimlerinin koruma hedefleri ile örtüşen ücret ve maaş politikaları oluşturulması yönünde geliştirilmiş sosyal diyaloğun sağlanmasıdır.

 

KAYNAKÇA

Kitap

–          Boratav, Korkut. “Türkiye İktisat tarihi 1908-2009”, İmge Kitabevi Yayınları, 15.Basım, Ankara, 2012

Yüksek Lisans Tezi

–          Gül, Yahya Kemal. “ Türkiye’de 1980 Sonrası Uygulanan Para Politikaları ve Sonuçları”, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Aydın, 2006.

–          Kayarkaya, Ozan. “1980 Sonrası Türkiye’de Ekonomik Krizler ve Bu Krizlerin Getirdiği Bir Sonuç Olarak Banka Konsolidasyonları”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 2006.

–          Şanal, İlkin. “Türkiye’de 1980 Yılı ve Sonrasında Uygulanan Ekonomi Politikalarının Siyasal Alana Etkisi” Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hatay, 2006.