Yazılar

Fırat’ın Doğusundan Ege’ye Türkiye’nin Beka Sorunu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Fırat’ın Doğusuna” harekât düzenleneceğini açıklamasının ardından Suriye ile ilgili bir karşı hamle de ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Trump, ABD askerlerinin Suriye’den çekileceğini ilan etti. Sebep olarak ise DAEŞ’in Suriye’de mağlup edilmesini gösterdi. Tabii bu kararın hangi anlamlara geldiğini iyi analiz etmek gerekiyor.

İlk olarak Türkiye kamuoyunda Trump’ın bu ani asker çekme kararı tam bir zafer olarak algılandı. ABD askerlerinin PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/YPG terör örgütünün hamisliğini bırakacağı şeklinde yorumlandı. İlk etapta ABD askerlerinin bölgeden ve Türkiye’nin operasyonları karşısında PYD/YPG’nin tarafgirliğinden çekilmesi elbette Türkiye’nin özelinde Erdoğan’ın diplomatik zaferidir. Ancak unutulmaması gereken bazı gerçekler vardır.

ABD Suriye’den çekileceğini ilan etmişse de, ABD bugüne kadar Afganistan’dan, Irak’tan, Kosova’dan mı çekilmiştir ki Suriye’den çekileceğine inanılmaktadır. Velev ki ABD Suriye’den askeri misyonlarını çekse de Suriye’de binlerce tır silah desteğinde bulunduğu PYD/YPG’yi daha ziyade bölgedeki pozisyonunu korumak adına muhakkak bir vesayet gücü bırakacaktır.

Nitekim daha önce Wall Street Journal’da da birçok defa dillendirildiği gibi, ABD ağırlığını başka bir meseleye kaydırmak üzere, Suriye’nin Kuzeyindeki pozisyonu korumak adına içinde Mısır ve Suudi Arabistan’ın bulunacağı bir “Arap Gücünün” konuşlanmasını sağlayabilir. Bu durum Türkiye’yi diplomatik manada da bazı zorluklarla da karşı karşıya bırakacaktır.

Öyle ki Türkiye – Mısır ilişkileri Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı M. Mursi’ye Sisi tarafından yapılan askeri darbe sonrası büyük oranda askıya alınmış, Suudi Arabistan ile de Veliaht Prens Selman’ın Kaşıkçı cinayetinin sorumlusu olmasından ötürü büyük sorunlar yaşanmaktadır. Bir de Suudların İran ile bölgede yaşadığı gerilim düşünüldüğünde ABD’nin Suriye’den çekilmesi hayrında bölge için yeni kaos ve şerlerin çıkabileceği gerçeği görünmektedir.

Sonuç olarak Türkiye’nin ABD’nin Suriye’den asker çekme planını daha rasyonel bir bakış açısıyla analiz etmesi, ABD’nin yerine tahsis edebileceği vesayet gücüne karşı şimdiden pozisyonunu planlaması gerekmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki; Suriye’nin Kuzeyinde PYD/YPG askerlerinin yanında ABD askeri de olsa başka bir üniformada olsa Türkiye için Fırat’ın Doğusu meselesi bir beka meselesidir. Türkiye elbette kendi güvenliğini sağlamak adına karşısına hangi üniforma çıkarsa çıksın diplomatik ve saha operasyonlarıyla kendi göbek bağını kendisi kesmelidir.

 

Gelelim Suriye’den Ege ve Doğu Akdeniz’e…

Fırat’ın Doğusu kadar Türkiye’nin bir diğer beka meselesi de Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunlardır. Bir süredir Yunanistan’ın Ege’de bulunan ve silahlandırılması yasak olan ada ve kayalıkları ele geçirerek silahlandırdığı bilgileri gelmektedir. Bu gelişmeyi daha öncede ele aldığımız bir diğer konu takip etmedir. Yunanistan Girit’te bulunan ABD askeri üssünün yanında  Batı Trakya’da Dedeağaç’ta da bir askeri üs kurmasını da talep etmektedir.

Doğu Akdeniz’de ise bir süredir bölgenin enerji kaynaklarının Avrupa’ya arzı için içinde ABD, İsrail, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın bulunduğu bir ittifakın adım adım çalıştığı bilinmektedir. Bu olaylar bizlere şunları gösteriyor ki ABD ağırlığını Suriye’den Ege ve Doğu Akdeniz’e kaydırmaktadır.

Türkiye Suriye’de Fırat’ın Doğusuna düzenleyeceği harekâta odaklanmakta iken, ABD Suriye özelinde Türkiye ve İran’ı kendisi yerine başka vesayet güçleriyle karşı karşıya getirmeyi planlıyor olabilir. Ancak ABD’nin arka plandaki hedefi Ege ve Doğu Akdeniz’deki pozisyonunu daha çok kuvvetlendirmektir.

Kısacası Türkiye’nin hem Suriye’de karşısına çıkabilecek yeni durumlara karşı hazırlıklı olması hem de Ege ve Doğu Akdeniz’de aleyhine gelişen yeni hamlelere karşı hamle yapması gerekmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin Yunanistan’ın Batı Trakya’da ABD’ye kurdurmaya çalıştığı askeri üsse Lozan Barış Antlaşması hükümleriyle karşı durması elzemdir. Yine Türkiye’nin Yunanistan’ın Ege adalarındaki silahlanma faaliyetlerini de geri püskürtmesi en önemli beka sorunumuz haline gelmiştir. Suriye göz önünde olduğu için bu sorunlarda göz ardı edilmemelidir.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 21.12.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/firat-in-dogusundan-ege-ye-turkiye-nin-beka-sorunu

ABD ile Yunanistan’ın Batı Trakya Planları – “Askeri Üs ve Lozan Barış Antlaşmasının İhlali Meselesi” Analizi

ABD ile Yunanistan’ın Batı Trakya Planları

“Askeri Üs ve Lozan Barış Antlaşmasının İhlali Meselesi”

ABD ve Yunanistan iki devletinde isteğiyle Yunanistan’da Türkiye’ye 30 Km yakınlıkta bulunan Batı Trakya’nın Dedeağaç bölgesinde askeri üs ile radar kurmayı planlanmaktadır. Yunanistan bu planla Batı Trakya konusunda Türkiye’nin önüne bir ABD engeli çekmeyi, ABD ise bu üsle Rusya ile Türkiye’yi çevrelemeyi, Boğazlar ile Ege’yi gözlem altına almayı, Güney Kıbrıs ve İsrail enerji kaynaklarının Avrupa’ya arzını güvenceye almayı hedeflemektedir. Ancak Lozan Barış Antlaşması ve Trakya Sınırına İlişkin Sözleşmeye göre Dedeağaç askersizleştirilmesi gereken bir bölgedir. ABD ile Yunanistan’ın buraya kuracağı askeri üs ve radar hem Lozan Barış Antlaşmasını ihlal edecek, hem de Batı Trakya toplumunu Lozan’dan kaynaklanan haklarını ihlal ve işgal edecektir. İlgili durumun kamuoyunda dile getirilmesi hem Türkiye’nin ulusal ve uluslararası hem de Batı Trakya toplumunun hakları için menfaatlerimizi savunmak olacaktır. İlgili analiz bunun için hazırlanmıştır.

Erdem EREN

Pdf: Erdem EREN – Analiz – ABD ile Yunanistan’ın Batı Trakya Planları-converted

ABD ile Yunanistan’ın Batı Trakya Planları

Geçtiğimiz günlerde Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos Türkiye’yi de yakından ilgilendiren skandal bir öneri de bulundu. Kammenos, ABD’nin Yunanistan’da yeni askeri üsler kurarak, kalıcı askeri güç bulundurmasını önerdi.

ABD’nin şu anda Girit Adasında Suda Körfezinde donanma üssü bulunurken, Larissa’daki hava üssünde de İnsansız Hava Aracı (İHA) birimleri bulunuyor. Kammenos bunların yanında ABD’nin Volos ve Aleksandrapolis’te yani Batı Trakya’da Dedeağaç’ta kalıcı askeri güç konuşlandırmasını istediklerini dile getirdi.

ABD’nin de açıkça Dedeağaç’ta bir askeri üs kurma niyetinin ve talebinin olduğu da biliniyor. ABD Atina Büyükelçisi Geoffrey Pyatt’da sık sık Dedeağaç’ta ziyaretlerde bulunurken, bölgenin ABD için stratejik bir önemde olduğunu ifade ediyor. Peki, hem Yunanistan hem de ABD neden Dedeağaç’ta bir askeri üs kurulmasını istiyor?

Yunanistan’ın Batı Trakya konusundaki baskı ve asimilasyon politikaları zaten malumun ilanı olsa da Atina, Türkiye’nin özellikle siyasi, askeri ve ekonomik gelişimini kendisine tehdit olarak görüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ve Batı Trakya ziyaretleri ile Ankara’nın Batı Trakya konusundaki sert ve güçlü tutumu Atina’da rahatsızlık uyandırdı ve uyandırmaya da devam ediyor.

Dönem dönem Lozan Barış Antlaşması tartışmalarının yükselmesi ve Batı Trakya konusunda hem Ankara’nın hem de bölgedeki kanaat önderlerinin, hak ve özerklik talepleri de eklenince Atina gelecekte Batı Trakya’nın elinden kopabileceğini düşünüyor. Bölgeye ABD askerini konuşlandırarak kendini ve bölgeyi garanti altına almayı planlıyor.

ABD’nin ise Yunanistan’ın Batı Trakya konusundaki endişelerini önemsediğini söyleyemeyiz. ABD’nin ilk ve en önemli amaçlarından biri Batı Trakya’da özellikle Boğazlar ve Ege’yi gözlem altına alabileceği geniş bir bölgeyi kapsayan bir radar sistemi kurabilmek. ABD hem bu sistem hem de üsteki konumu itibariyle Rusya ve de Türkiye’ye karşı pozisyonunu genişletmek ve güçlendirmek istiyor.

ABD’nin Batı Trakya’ya ilişkin diğer bir gizli amacı ise bölgeye yönelik yeni planlamalar üzerine olabilir. Bilindiği üzere Yunanistan; ABD, İsrail, Güney Kıbrıs ve Mısır’ın Akdeniz’deki enerji kaynaklarının ve özellikle kaya gazının Avrupa’ya arzı planlamasında en önemli güzergâh konumunda. Batı Trakya’da bu güzergâh doğrultusunda alternatif transfer noktalarından biri. ABD’nin Dedeağaç’ta kuracağı üsle özellikle İsrail’in Avrupa’ya yapacağı enerji arzının geleceğini de güvence altına almayı planladığı da düşünülüyor.

Ülkemizde Lozan Barış Antlaşması birçok defa gündeme getirilse de, başta Batı Trakya olmak üzere Ege Adaları, Musul ve Kerkük gibi meselelerin hala çözülemeyen problemler olarak hafızamızda kaldığı açık bir gerçek. Bu problemlerin gelecekte çözüleceği umudunu birçoğumuzun taşıdığı da açık bir diğer gerçek.

Reel politik olarak bu problemlerin günümüzde bir çırpıda çözülecek meseleler olmadığı bilinse de, Batı Trakya konusunda Türkiye’nin söz sahibi olduğu, Batı Trakya toplumunun da Lozan’dan kaynaklanan birçok özerk haklarının olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Yunanistan birçok hak ihlaliyle Batı Trakya toplumunu Lozan’dan beri asimile etmeye uğraş verirken, bölgeye Amerikan askeri konuşlandırarak durumu kaosa sürüklemeyi ve bölgenin özerk bir bölge değil, işgal bölgesi olmasını arzuluyor.

Bölgeye konuşlanacak askeri güçlerin bölgedeki toplumsal, siyasal ve ekonomik durumu daha da kötüye götüreceği ortada. Batı Trakya toplumuna yönelik baskı ortamının artması, bölgeye yönelik yapılabilecek hukuki veya gayri hukuki saldırılar, bölgede oluşturulacak paramiliter gruplar, bölgede sonu alınamayacak bir kaosa neden de olabilir. Türkiye’nin şimdiden olumlu ve olumsuz tüm senaryolara göre planlarını hazırlaması şarttır.

Yapılacak en net hamle; Türkiye’nin Batı Trakya toplumunun Lozan’dan ve diğer uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını ve özerkliklerini daha da dillendirmesi ve bölgeye yönelik ABD menşeli bir “işgal” girişimine engel olmaya kalkışmasıdır. Batı Trakya’da kurulacak askeri bir üs sadece Batı Trakya toplumunu asimile etme ya da sürgün etme amacı taşımamakta, Türkiye’yi kuşatma amacı da taşımaktadır. Uyanık olmalı…

Yayın Tarihi: 13.10.2018

Kaynak: https://www.batitrakya.org/yazar/erdem-eren/abd-ile-yunanistanin-bati-trakya-planlari.html?fbclid=IwAR1VvS_mW1_IBzx335E1gxuCc5o3gD0LO3YRN_adzNSzXxC4YeXCCHlBczM