Yazılar

AK Partinin İstanbul’daki Belediye Başkan Adayları ve Balkan-Rumeli-Trakya Camiasının Temsili Meselesi

Geride bıraktığımız Cumartesi günü Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve 39 ilçe belediye başkan adaylarını ilan etti. 39 ilçenin 36’sında AK Parti kendi adaylarını açıklarken, geri kalan 3 ilçe olan Beşiktaş, Maltepe ve Silivri de ise Cumhur İttifakının ortak aday çıkaracağı duyuruldu.

İstanbul’un 36 ilçesinde açıklanan adayların özellikle memleket ve kökenleri incelendiğinde;

  • 19 adayın Karadeniz kökenli (Rize, Trabzon, Giresun, Ordu vb.),
  • 7 adayın Doğu Anadolu kökenli (Erzurum, Erzincan, Malatya vb.),
  • 5 adayın İç Anadolu kökenli (Sivas, Ankara, vb.),
  • 1 adayın Akdeniz kökenli (Antalya),
  • 2 adayın Güneydoğu Anadolu kökenli (Adıyaman),
  • 5 adayın İstanbul ve yurt dışı doğumlu olduğu görülmektedir.
  • İstanbul’un 36 ilçesinde aday gösterilen isimlerden ise sadece bir tanesi Selanik göçmeni olup “Balkan-Rumeli-Trakya” mensubudur.

AK Parti’nin İstanbul’un 36 ilçesindeki belediye başkan adaylarından yalnızca bir Selanik göçmeni olan ve “Balkan-Rumeli-Trakya” mensubu aday ise Çatalca Belediye Başkan adayı Mesut Üner’dir. AK Parti adaylarından yalnızca birinin “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli olması bu camiaya mensup ya da köken itibariyle aidiyet hisseden insanlarda şüphesiz bir üzüntüye ve kırgınlığa neden oldu.

Peki, AK Parti 36 ilçe içerisinde neden sadece 1 ilçede “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli bir ismi aday gösterdi bunu 2 farklı bakış açısıyla anlatmak gerekiyor. Birincisi AK Parti bu geri kalan 35 ilçe için aday gösterecek “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli bir isim mi bulamadı? İkincisi “Balkan-Rumeli-Trakya” camiası güçlü bir aday ortaya çıkaramadı mı? Bu sorulara cevap vermeden önce “Balkan-Rumeli-Trakya” camiası ya da toplumuyla ilgili bazı genel bilgilere değinmek gerekiyor.

 

Türkiye ve İstanbul İçin Balkanların ve “Balkan-Rumeli-Trakya” önemi;

  • Osmanlı Devleti’nin yayılma alanı olan Balkanlar 550 yıl hâkimiyet altında kalmış, bu dönemde devletin 215 sadrazamından 62’sini Balkan kökenli isimler oluşturmuştur.
  • 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Balkanlardan günümüze kadar uzanan göç dalgası Türkiye’de yaklaşık 5-7 milyon Balkan kökenli nüfus meydana getirmiştir. Ayrıca bu sayının “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli nüfusla birlikte 15 milyonun üzerinde olduğu da söylenmektedir. Bu nüfusun büyük bir kısmı ise İstanbul’da yaşamaktadır.
  • Ayrıca bugün Balkanlarda ise yaklaşık 1 milyon 70 bin Türk ve 8,2 milyon Müslüman nüfus yaşamaktadır.
  • Bugün Türkiye’nin 40’a yakın ilinde “Ru­meli”, “Balkan”, “Trakya” adlarını içeren 2200’ün üzerinde sivil toplum kuruluşu faali­yet göstermektedir.
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli nüfusun en yoğun yaşadığı İstanbul ilçeleri; Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Çatalca, Eyüpsultan, Silivri vb.dir.

İstanbul’da “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli nüfusun en yoğun yaşadığı ilçeler incelendiğinde bu ilçelerin aynı zamanda hem İstanbul’un en kalabalık ilçeleri hem de AK Parti’nin en yüksek oy oranına eriştiği ilçeler olduğu görülüyor. Bu ilçelerden sadece Çatalca’da bir “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli aday gösterilmiş olması şüphesiz küskünlük yaratmıştır. Bu küskünlük seçimlerde oy oranlarına yansıyacak mı görülecektir.

 

AK Partinin İstanbul’daki belediye başkan adayları ve “Balkan-Rumeli-Trakya” camiasının/toplumunun temsili meselesi;

İlk olarak yazıyı okuyanlar başka partilerin “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli aday gösterdiğini söyleyebilirler. Bu noktada MHP, CHP ve İYİ Parti adaylarını da örnek verebilirler. Ancak bu yazıda AK Parti adaylarının analiz edilmesinin ve “Balkan-Rumeli-Trakya” camiasının/toplumunun temsili meselesinin ele alınmasının en temel önemi şudur; AK Parti bugün devleti idame etme mührünün sahibi bir parti olup, iktidardır. Yani bu partiden belediye başkan adayı olan isimlerin hem seçilme şansları daha yüksek olup, hem de bu isimler daha güçlü siyasi ve ekonomik imkânlarla ilçelerinde faaliyet göstermektedir.

İkinci olarak AK Partinin adayları incelendiğinde “Balkan-Rumeli-Trakya” camiasının/toplumunun nüfusuna oranla doğru orantıda temsil edilmediğini açıklıkla söylemek gerekmektedir. Öyle ki; Bu toplumun nüfusunun yoğun olarak yaşadığı ilçelerde daha çok Karadeniz kökenli ve Adıyamanlı adaylara yer verilmiştir. Bu noktada bu toplumun itirazlarının ve rahatsızlıklarının son derece haklı olduğunu da söylemek gerekir. Ancak şu da bir gerçek ki AK Partinin aday listesi “Balkan-Rumeli-Trakya” camiasının/toplumunun nüfuzuyla da doğru orantılıdır. Burada başa dönmek gerekiyor.

AK Parti 36 ilçe içerisinde neden sadece 1 ilçede “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli bir ismi aday gösterdi bunu 2 farklı bakış açısıyla anlatmak ya da farklı iki pencereden bakmak gerekiyor. Birincisi AK Parti bu 35 ilçe için aday gösterecek “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli bir isim mi bulamadı? İkincisi “Balkan-Rumeli-Trakya” camiası güçlü bir aday ortaya çıkaramadı mı?

Aslında iki sorunun da cevabı bir tespitte birleşiyor; AK Parti ya da hükumet içerisindeki ya da nezdinde ki; “Balkan-Rumeli-Trakya” nüfuzu nüfusuyla eş değer değil. Bugüne kadar AK Parti ve hükumet kanadında ya da devletin etkin kurumlarında çok sayıda “Balkan-Rumeli-Trakya” mensubu ismin aktif görevde bulunduğunu biliyoruz. Kısaca birkaç örnek verilirse;

  • Hakan Çavuşoğlu – Başbakan Yardımcılığı,
  • Mehmet Müezzinoğlu – Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,
  • Mustafa Şentop – AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı,
  • İbrahim Eren – TRT Genel Müdürlüğü,
  • Abdullah Eren – YTB Başkanlığı gibi görevlerde bulundu ya da bulunmaya devam ediyor.

AK Parti ve hükumet kanadında ya da devletin etkin kurumlarında görev alan “Balkan-Rumeli-Trakya” mensubu isimlerin sayısını arttırmanın yolu ise bu toplumun nüfusuyla nüfuzunu eş değere getirmekten geçiyor. Aslında yerel yönetimlerde yani belediye başkan adaylarında da benzer konu aynı öneme sahip.

“Balkan-Rumeli-Trakya” nüfuzunun neden nüfusuyla aynı oranda olmadığının da sorgulanması gerekiyor. Başlıca nedenlerini ise şöyle sıralamak mümkün;

  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu siyasi, ekonomik, kültürel ve sivil toplum düzeyinde bir bütün olarak hareket etmiyor. Bu toplum içinde farklı gruplar var. Yunanistan Batı Trakya muhacirleri, Bulgaristan göçmenleri, Arnavutlar, Boşnaklar, Makedonya kökenliler gibi ayrı gruplar mevcut.
  • Sadece Türkiye’de değil İstanbul’da da yüzlerce “Balkan-Rumeli-Trakya” sivil toplum kuruluşu faaliyet gösteriyor. Bunların büyük bir çoğunluğu irili ufaklı STK’lar olup, çatı kuruluşları da büyük oranda bulunmuyor.
  • Türkiye’nin başka bölgelerinde ve başka etnik gruplarında siyasal eğilim 2-3 parti üzerinden şekillenirken; “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumunda ise siyasi eğilim AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti olmak üzere 4 ve üzeri partiyle şekilleniyor.
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumunun eğitim düzeyi, sosyo-kültürel ve ekonomik seviyesi belirli bir ortalamanın üzerinde seyrediyor olmasına rağmen, belirli bir kategorizasyon altında birlik oluşturulamıyor.
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu en azından aynı siyasi ve sosyo-kültürel sınıfta bile büyük bir çatı organizasyon kurmakta sıkıntı yaşıyor.
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu siyasi ya da sivil toplum düzeyinde çatı organizasyonlar kuramadığından dolayı ortak aday ya da lider isimler çevresinde de birleşemiyor.

Yani aslında mesele sadece başta AK Parti ya da diğer partilerin “Balkan-Rumeli-Trakya” kökenli aday gösterme meselesi değil, aynı zamanda bu toplumun bütüncül bir lobi oluşturup oluşturamaması meselesidir. Bu doğrultuda;

  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu farklı siyasi eğilimlere sahip olsa da; sosyo-kültürel, sportif ve ekonomik çatı organizasyonlar oluşturabilmeli,
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu en azından aynı siyasi eğilimler içerisinde çatı kurumlar meydana getirip, ortak adaylar ve liderler gösterebilmeli ve destekleyebilmeli,
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu ve sivil toplum kuruluşları kültürel yönlerinin yanı sıra siyasi ve ekonomik eğilimlerini kuvvetlendirmeli, siyasi partilerde ve ekonomik kuruluşlarda daha fazla görev almalı,
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu ve sivil toplum kuruluşları bir an önce çok başlılıktan ve sivil toplum kuruluşu bolluğundan kurtulmalı, bölgesel düzeyde ya da köken bazında birlikler oluşturmalı,
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu ve sivil toplum kuruluşlarının önde gelenleri hata ve kibirlerini bir kenara bırakarak “ben” dilini değil, “biz” dilini tercih etmeli, kolektif hareket etme alışkanlığını elde etmeli ve toplumu kucaklayabilmeli,
  • “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu ve sivil toplum kuruluşları nitelikli insanlar yetiştirmeli, yetişen nitelikli insanları ise hem kendi organizasyonlarında hem de kurum ve kuruluşlarında görevlendirmeli,
  • Son olarak ise her şeyden önce “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumu kendini temsil eden bir lider seçmeli; siyasi, sosyo-kültürel, ekonomik ve sivil toplum düzeyinde ise onun liderliği altında teşkilatlanmalıdır.
  • Başta AK Parti olmak üzere ise diğer siyasal partiler ile kurum ve kuruluşlar ise “Balkan-Rumeli-Trakya” toplumunun nüfusunun ve beklentilerinin karşılığını doğru analiz etmelidir.

Tarih: 02.01.2019

Erdem EREN