Türkiye ABD İlişkileri: Çözüm ya da Kısır Döngü

Ankara bu hafta Washington yönetiminden iki isimle, iki önemli görüşme gerçekleştirdi. İlk olarak Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli NATO Savunma Bakanları Toplantısı kapsamında bulunduğu Brüksel’de ABD Savunma Bakanı James Mattis ile bir görüşme gerçekleştirdi. Ardından ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Ankara’ya gelerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve mevkidaşı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile toplantılara katıldı.

Canikli ve Mattis görüşmesiyle başlayacak olursak; görüşmenin büyük bir hayal kırıklığı olduğunu söylemek gerekir. Bunun ana nedeni ise Mattis’in akıllara zarar ifadeleriydi. Mattis Canikli’ye YPG’nin PKK’ya karşı savaştırılabileceğini teklifinde bulundu. Canikli ise bunun mümkün olmadığını PYD ve YPG’nin SDG içerisinden tamamen temizlenmesi gerektiğini iletti.

Mattis’in teklifi aynı zamanda bir tuzağı da ifade ediyor. ABD adeta aklımıza meydan okurcasına, YPG ile PKK’yı farklı örgütler olarak göstermeye çalışarak, bizi ikna etmeye kalkışıyor. Şu açık ve nettir ki PKK’da, YPG, PYD ve SDG’ de bizim gözümüzde aynıdır. Adları ve logoları ne kadar farklı olursa olsun hepsi PKK’nın versiyonudur, aynıdır ve tektir.

Tillerson ile Çavuşoğlu’nun görüşmesine gelecek olursak; ortak basın açıklaması birçok kesimce normalleşme sinyali olarak algılandı. İkili görüşmeden sorunların çözümü için en geç Mart ayında ortak mekanizmalar oluşturulması kararı çıktı. Diplomasi her ne kadar önemli olsa da ABD’nin Türkiye’ye karşı süren samimiyetsiz tavrı, sorunların çözümü konusunda hiç de umut vaat etmiyor.

Suriye ikili görüşmelerin en önemli konularından biriydi. Tillerson hem Erdoğan’a hem de Çavuşoğlu’na SDG’ ye sağlanan desteğin sınırlı olacağını ve birleşik bir Suriye istediklerini ilettiğini söyledi. ABD’nin PYD/YPG’ ye verdiği destek ortadayken ABD’nin Suriye’nin bütünlüğü için niyetli olduğu da çok akla sığar bir durum değildir.

Çavuşoğlu’da ABD’nin bu politikalarına karşı YPG’nin Menbiç’ten çıkması ve kesinlikle Fırat’ın doğusuna geçmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca Türkiye Tillerson’a Türk ve ABD askerlerinin Menbiç’e konuşlanmasını önerdi. Mevcut bu öneri bile Türkiye’nin çözüm konusunda ABD’ye karşı daha net ve samimi olduğunun kanıtıdır.

Toplantıdan sonra bir ortak deklarasyon da yayınlandı ve metinde; Suriye’de oldu bittiye getirilecek ve demografik değişim yaratacak tüm girişimlere yönelik kararlı bir duruş sergileneceği, iki ülke arasındaki sorunların çözümü için en geç Mart ortasına kadar ortak mekanizma kurulacağı, Türkiye ve ABD’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü ile ulusal muhafazasına bağlı olduğunu teyit ettiklerine dair görüşler yer aldı.

Suriye’de başlayan iç savaşın üzerinden neredeyse 7 yıl, FETÖ’ nün hain darbe ve işgal girişimi yaptığı 15 Temmuz’un üzerinden ise yaklaşık 1,5 yıl geçti. Suriye’de 500 bin’e yakın insan hayatını kaybederken, 2 milyondan fazla insan da yaralandı. 10 milyondan da fazla insan ise evsiz kaldı. Türkiye 2018 yılı itibariyle yaklaşık 3,5 milyon Suriye’li mülteciye ev sahipliği yapıyor. Ekonomik olarak 25 milyar dolardan da fazla harcama yaptı.

Suriye’deki PYD/YPG ve DAEŞ tehdidini ortadan kaldırmak isteyen Türkiye defalarca ABD’ye güvenli bölge oluşturma teklifinde bulundu. ABD’nin yanaşmaması sonrası ise kendi göbek bağını kendi keserek Fırat Kalkanı Harekâtını yaptı ve Azez-Cerablus hattını DAEŞ ve PYD/YPG terör örgütlerinden temizledi.

Afrin ve Menbiç’teki PYD/YPG kaynaklı terör tehdidini de defalarca ABD’ye ileten Türkiye, ABD’nin bu terör örgütüne verdiği desteği kesmemesinden sonra Afrin’e de Zeytin Dalı Harekâtı’nı düzenledi.

Gelelim 15 Temmuz’a; FETÖ’ nün hain saldırısıyla 250’ye yakın insanımız şehit olurken, 2200’e yakın insanımız da yaralandı. FETÖ elebaşı Gülen halen ABD’nin “misafirperverliği” ile Pensilvanya’da yaşamaya devam ediyor. Üstelik Türkiye ikili görüşmelerde her türlü belgeyi ABD’li yetkililere sunmasına rağmen.

Sormak gerekir ABD’nin tüm bu yaptıkları samimiyetsizlik değil de nedir? Bu samimiyetsizlik aslında bir kastın da delilidir. FETÖ ve PKK hem dünyanın farklı coğrafyalarında hem de Orta Doğu’da ABD için kolay kolay vazgeçilemeyecek kuklalardır. Türkiye bu gerçeği sindirebilir mi?

ABD’nin emriyle PKK Afrin’i ve Menbiç’i boşaltsa ne fark edecektir? ABD, PKK’nın Orta Doğu’dan kökünün kazınmasına izin verecek midir? FETÖ elebaşı Gülen’i teslim edecek midir? FETÖ militanları ABD’nin emriyle dünyanın farklı coğrafyalarında İslam’a ve Türkiye’ye karşı tehdit olmaktan vazgeçecek midir? Şu aşamada bu soruların hangisine “Evet” diyebiliriz?

İşte bu sorulara “Evet” diyemedikçe Türkiye ABD ilişkilerindeki sorunların çözüme kavuşacağını söylemek de mümkün değildir. Günübirlik kazanımları çözüm saymamak gerekir. Mevcut bu haliyle Türkiye ABD ilişkileri sadece ve sadece kısır döngüdür. Üstelik Suriye temelli Türkiye-ABD ilişkilerindeki normalleşme girişimlerinin Türkiye ile Rusya ve Esed’i karşı karşıya getirme tuzağına da düşmemek gerekmektedir.

Her nasıl Rusya, Türkiye ile ABD’nin Suriye başta olmak üzere dış politikada ayrılığının derinleşmesini istediği gibi, ABD’de Türkiye Rusya yakınlaşmasından rahatsızlık duymaktadır. Türkiye’nin ABD ile Afrin ve Menbiç’te ki çözüm arayışı Rusya ile Esed duvarına da çarpabilir. Bu konudaki dengelere ve Rusya ile iletişimde de dikkat edilmelidir.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 16.02.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/turkiye-abd-iliskileri-cozum-ya-da-kisir-dongu

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir