Türkiye-ABD İlişkileri ve Tarihsel Kırılım Gereği

Seçimleri atlatıp yeni kabine ile yeni dönemin icraatlarını beklerken, devlet ve millet olarak yeni bir gündemi karşımızda bulduk. 15 Temmuz’da ABD’de mukim bulunan Gülen’in elebaşlığını yaptığı FETÖ’ nün hain darbe ve işgal girişimi, Türkiye-ABD ilişkilerinde derin bir uçurum açmıştı. O zaman mevcut ABD Başkanı Barack Obama’ydı, Kasım 2016’dan beri de Donald Trump. Değişen ne oldu? Gülen Türkiye’ye iade mi edildi? Yoksa ABD’de bulunan tüm FETÖ’cüler paketlenip Türkiye’ye hediye mi gönderildi? Bunların hiçbiri olmadı.

Halkbankası krizi, S-400 krizi, F-35 ve kredilerin verilmemesine yönelik tehditler, Suriye’de PYD/PKK’ya sağlanan destekler gibi birçok önemli kriz Türkiye ve ABD arasında cereyan etti. 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin arkasında hem FETÖ hem de ABD’nin açıkça olduğu gerçeğini de unutmayalım. Hangisinde yoklardı ki? 60? 71? 80? 28 Şubat?

Bunların nedeninin de apaçık ve net olduğunu da söylemek gerekir. Türkiye ne zaman kendi kararını Ankara’dan ve millet iradesiyle vermeye kalkışsa hep bir karşılık bulmuştur Washington’dan. Rahmetli Menderes’in Moskova’daki girişimleri, Rahmetli Özal’ın Türk-İslam sentezi, Rahmetli Erbakan hocanın İslami dik duruşu ve D-8 ideali ne ile sonuçlanmıştır? Erdoğan’ın dik duruşu da 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe ve işgal girişimleri, Gezi olayları, Hendek ve Çukur eylemleri gibi bilumum darbeyle paramparça edilmeye çalışılmadı mı?

ABD’de başkan Demokrat’ta olsa Cumhuriyetçi de olsa, Katolik, Protestan veya Evanjelist de olsa ABD kendi emrinden çıkan, kendi başına siyasi, ekonomik ve askeri olarak hem ulusal hem de uluslararası kararlar alan bir Türkiye istememiştir ve istemeyecektir. Bunun başka bir açıklamasıda yoktur.

Türkiye’deki birçok kirli eylemin altından ABD uzantılı virüsler çıkarken, daha 15 Temmuz unutulmamışken ve Gülen Türkiye’ye ABD tarafından iade edilmezken; ABD utanmadan S-400 konusunda ve sözde rahip gerçekte ajan Brunson bahanesiyle Türkiye’yi uluslararası kamuoyunun gözü önünde açıkça tehdit ediyorsa bilin ki sebebi yukarıda saydıklarımızdır.

ABD küresel bir güç müdür? Evet, ABD dünyaya siyasi, ekonomik ve askeri olarak yön veren hâkim bir küresel güçtür? Gerçekçi olmamız gerekirse ne diplomatik olarak, ne siyasi, ekonomik ve askeri olarak Türkiye’nin tek başına ABD ile mücadele etmesi mümkün de değildir. Ancak ortada apaçık bir gerçek vardır ki, Türkiye mücadelesinde haklıdır. Hak güç getirmese de, güçlü durmak için inanç vermektedir.

Türkiye’de bu gerçekleri bildiği için hem Rusya hem de Çin ile siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini maksimize ederek, diğer bir yandan özellikle Batı’da başta İngiltere olmak üzere siyasi ve ekonomik köprüleri yıkmayıp geliştirerek ABD’nin Türkiye’ye yönelik doğrudan ve/veya dolaylı müdahale ve yaptırımlarına karşı ayakta durmaya çalışmaktadır. Açıkça Türkiye hamasi söylemlerden ziyade gerçekçi adımlarla hem hakkını savunmakta hem de olası kayıplarını minimize etmeye gayret göstermektedir.

ABD rahip Brunson’ın salıverilmemesi halinde Türkiye’ye en ağır ekonomik yaptırımlar uygulanacağı konusunda açıkça tehdit etti. Peki, 15 Temmuz’dan beri yapılan ekonomik saldırılar ve özellikle Dolar üzerinde yaşanan spekülatif hareketler neydi? ABD Türkiye’deki birçok kirli eylemi gerçekleştirecek kadar Türkiye’yi iyi bilse de, Türkiye’yi ve bu milleti hala iyi de tanıyamamıştır. Bu millet aç kalırda, bağımsızlığından ve iradesinden taviz vermez.

Bu söylemi hamasi algılamamak gerekiyor. Türkiye eğer küresel bir güç olmak istiyorsa, ne ABD ne de Rusya tarafından sınırlarına hapsedilmiş, talimatla yönetilen bir devlet olmak istemiyorsa, bağımsızlığına önem vermek ve dik durmak zorundadır. Diplomatik, siyasi, ekonomik ve askeri gerçeklikler küresel siyasette aleyhimize de olsa, hâkim güçlerden biri olmak için tarihsel bir kırılım yaşamak zorundayız. Bunun bedelleri askeri de olabilir, ekonomik de olabilir, katlanmayı da bilmeliyiz. Üretmeliyiz, güçlenmeliyiz, hem ulusal hem de uluslararası siyasette duygularla değil akılla hareket etmeliyiz. Tarihten ders almalı, geleceğimizi doğru temellerin üzerine kurmalıyız.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 27.7.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/turkiye-abd-iliskileri-ve-tarihsel-kirilim-geregi

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir