Türkiye, Türk ve İslam Dünyasının Çanakkale’sidir…

Çanakkale Zaferinin 104. yılında bugün hem Çanakkale’yi ve Çanakkale’de şehit oğlu şehitlerimizi, hem de ne yazık ki Yeni Zelanda’da canice katledilen şehitlerimizi anıyoruz. Tam 104 yıl önce bugün en kesif orduların ufacık bir karaya dördü beşi demeden yüklendiği bir mahşeri andıran savaştan, namusunu çiğnetmemek için vurulup tertemiz alnından toprağa düşen Bedrin arslanlarının zaferle çıktığı tarih…

Yeni Zelanda’da geçtiğimiz günlerde yaşanan vahşi katliamla Türk – İslam dünyasının cennet konağına; Çanakkale şehitlerinin, milli mücadele şehitlerinin, 15 Temmuz şehitlerinin, Arnavut, Boşnak, Çeçen, Filistinli, Arap, Doğu Türkistanlı şehitlerimizin, kutlu fetih İstanbul’un şehitlerinin yanına Yeni Zelanda’daki şehitlerimiz de yerleşti. Allah cümlesine rahmet eylesin.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde iki camiye düzenlenen iki terörist saldırıda 49 şehit ve bir o kadar da gazi verdik. Terörist Brenton Tarrant saldırıyı canlı yayınlarken, saldırıyı neden yapacağını anlatan 74 manifestoluk bir bildiriyi de sosyal medya hesabından paylaşmış. Saldırının yanında bu manifesto da en az saldırı kadar önemli. Öyle ki hem saldırı hem de yayınlanan manifesto Türk ve İslam dünyası için ciddi tehdit mesajları barındırıyor.

Terörist ilgili manifestoda “Türklere” başlığı altında şu ifadelere yer vererek açıkça bizleri tehdit ediyor; “Topraklarınızda huzur içinde yaşayabilirsiniz, size zarar gelmeyecek. Boğaz’ın doğu yakasında. Ama Boğaz’ın batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa’ya gelirseniz sizi öldüreceğiz. Konstantinopolis’e gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hıristiyan şehri olacak.”

Terörist sadece Türk milletini tehdit etmekle kalmıyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da İslam dünyasının lideri olarak öldürülmesi gerektiğini söylüyor. Manifestonun “Yüksek Profilli Düşmanları Öldür” balıklı bölümünde terörist; “Erdoğan, insanımızın en eski düşmanının ve Avrupa’daki İslamcı grubun lideri. Bu savaş ağası, Avrupa’yı işgal eden askerlerini ziyaret ettiğinin de kanının son damlasını görmeli. Onun ölümüyle Avrupa’da bulunan Türk işgalcilerden kurtulmuş olacağız. Aynı zamanda Rusya’yı da güçsüzleştirip, NATO’nun da bölünmesini sağlamış olacağız” ifadelerine yer veriyor.

Teröristi sadece aklını kaçırmış, cani, ırkçı, ya da vb. sıfatlarla niteleyip basitleştirmek mümkün de değil. Teröristin yazmış olduğu manifesto, silahındaki yazı ve semboller, bugüne kadar yapmış olduğu seyahatler ve güzergâhları ile o ülkelerde yaşanan olaylar, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar ve hatta mahkemedeki el işaretleri bile terörist Brenton Tarrant’ın yetiştirilmiş biri olduğunu gözler önüne seriyor.

  • İlk olarak ünlü The Economist dergisinin 2019 kapağında bulunan köpek resmi ile terörist Brenton Tarrant’ın İnstagram hesabında paylaştığı köpek resmi büyük oranda benzer.
  • Brenton Tarrant’ın Türkiye’de bulunduğu 17-20 Mart 2016 ve 13 Eylül-25 Ekim 2016 tarihleri arasında ülkemizde 3 önemli eylem olmuş. Bunlar; 19 Mart 2016 İstiklal Caddesinde bombalı saldırı, 6 Ekim 2016 İstanbul Bahçelievler/Yenibosna bombalı saldırısı ve 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe ve işgal girişimi.
  • Yine Tarrant’ın Pakistan’da bulunduğu 23 Ekim 2018’den yalnızca 2 gün sonra 25 Ekim 2018’de DAEŞ terör örgütü Pakistan’da eylem gerçekleştirmiş.
  • Teröristin silahında Türk ve İslam karşıtı isimler ve tarihi detayların yanı sıra tapınakçılara ait sembollerde kazınmış.
  • Teröristin mahkemede parmaklarıyla Donald Trump’ın da sıkça yaptığı “White Power” işaretini yapması ki bu işaret aynı zamanda İlluminati’nin meşhur göz işaretiyle de bire bir aynı…

Terörist ile ilgili bu kadar detayın, olayın ve onun arkasında farklı grupların olduğunu göstermesi sadece tesadüf olmasa gerek. Bu olayı sadece ırkçı ve İslam karşıtı bir terörist eylem olarak da göremeyiz. Bu apaçık Türk ve İslam dünyasına onun nezdinde Türk ve İslam dünyasının tartışılmaz lideri Türkiye Cumhuriyeti ile onun lideri Recep Tayyip Erdoğan’a açık bir tehdit ve savaş ilanıdır.

Nasıl ki Osmanlı Devleti’nin ve Türk – İslam dünyasının nefes alabilmesi için, İstanbul’un yani Türk – İslam dünyasının başkenti İstanbul’un güvenliği, Türk milleti ile ümmetin yaşam şansı için Çanakkale’nin geçilmemesi gerekiyordu; bugün Türkiye’nin de yıkılmaması, Anadolu’nun geçilmemesi, Türk milleti ile ümmetin lideri olarak görülen Recep Tayyip Erdoğan’ın diz çökmemesi gerekiyor. Kısacası bugün Türkiye; Türk ve İslam Dünyasının Çanakkale’sidir. Ülkemizin, milletimizin, ümmetimizin bekası için hem devletimizin bütünlüğü hem de Erdoğan’ın varlığı oldukça önemlidir. Neden mi?

Dün Türkiye Demokrasi ve İrade Platformunun düzenlediği bir programda AB ve Devlet Eski Bakanımız Egemen Bağış’ı dinleme fırsatı buldum. Bağış 31 Mart Seçimlerinin önemine binaen yaptığı konuşmada Erdoğan’ın önemine dair çok önemli bir örnek verdi. Bağış; dünyada herkese kafa tutan ABD Başkanı Trump, kendini ömür boyu devlet başkanı ilan eden Çin’li Xi, bakanlarının içtiği çorbayı bile takip edip seçim kazanmak için Pakistan’da Keşmir’i bombalayan Hindistan Başbakanı Modi, Almanya’da Merkel’in yerine gelmesi beklenen yabancı ve Türk karşıtı Karrenbauer gibi liderlerin olduğu bir süreçte Kılıçdaroğlu gibi ağzından çıkan lafın ne anlama geldiğini bile bilmeyen birinin değil Erdoğan’ın var olması çok önemli dedi.

Hem dünyadaki Türk ve İslam karşıtı liderler ile hem de Yeni Zelanda’daki vahim olay gösteriyor ki ülkemizin bekası ciddi bir tehdit altında. Bu ateşten çemberde Erdoğan’ın liderliği bugüne kadar birçok belayı savurmamıza yardımcı oldu. Bu süreçte sadece “31 Mart Yerel Seçimleri” değil, geçirdiğimiz her bir siyasi, toplumsal, ekonomik dönemeç hayati önem taşıyor. Bu bir siyasi propaganda da değil.

Binlerce şehit verdiğimiz bir terör örgütü olan PKK’yı ve uzantıları YPG/PYD’yi tehdit olarak görmeyen bir ana muhalefet partisi lideri ve onunla ittifaka hiçbir surette çekinmeyen partileri dikkatle izliyoruz. Aynı Kılıçdaroğlu Türkiye’yi, Türk milletini ve Müslümanları, ülkemizin resmi Cumhurbaşkanını bile tehdit eden Yeni Zelanda’daki teröristin düzenlediği saldırı sonrası; “İslam dünyasından kaynaklanan terör tüm dünyada farklı yorumlar yol açtı” diyebiliyor. PKK ile birbirine göbekten bağlı HDP’nin Eşbaşkanı Temelli; İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’da Ankara’da Mansur Yavaş’da büyükşehir belediye başkanı olarak seçilirse HDP oylarıyla seçilecek ve bunu bilip bizim istediğimiz gibi siyaset yapacaklar diyebiliyor.

Seçimler gelir geçer ancak geçmeyen ve değişmeyen bir şey var ki o da ülkemizdeki özellikle birçok muhalif parti ve siyasetçilerin kendilerini “Türk ve İslam Dünyası”na düşman olanların zihinleriyle ve duruşlarıyla aynı hizada konumlandırmalarıdır. Beka sorununu çok da uzakta aramamak gerek…

Erdem EREN

Tarih: 18 Mart 2019

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir