Türkiye ve Omurga Diplomasisi

Bırakın ülkemizi tüm dünya halkları olarak haftaya savaş çanlarının huzursuz sesleriyle uyandık. Suriye’de Doğu Guta ve Duma’da Suriye rejimi tarafından işlenen vahşi katliamlar nasıl olduysa bir anda tüm dünyanın gündemine oturdu. Öyle ki Suriye’nin eli kanlı diktatörü Esed’in işlediği bu cinayet ne ilkti, belki de son da olmayacaktı.

Açık konuşmak gerekir ki dünya vicdanını yaralayan ne yazık ki can veren masum bedenler değil. ABD’nin başını çektiği İngiltere ve Fransa’nın dâhil olduğu, Suudi Arabistan’ın da kuyruğun sonuna eklendiği bu ittifak artık bırakın Orta Doğu’yu Suriye’nin kaderini tayin etmede bile büyük zorluk çekiyorlar.

İran’ın Orta Doğu’daki siyasi ve askeri nüfuzundan ABD ve özellikle de İsrail büyük rahatsızlık duyuyor. 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi sonrasında Orta Doğu’ya ve Suriye’ye oldukça sert bir biçimde geri dönen Türkiye’de eklenince İran, Irak ve Suriye hattında Batılı ittifakın stratejileri büyük oranda darbe aldı. Rusya’nın bu iki ülke ile kurduğu güçlü bağlar, özellikle Türk – Rus ilişkilerinin ekonomiden enerjiye, siyasetten askeriyeye olumlu yönde zirve yapması ABD’nin bölgedeki dengesini de büyük oranda şaşırttı.

Gerçek şu ki ABD Başkanı Donald Trump da ülkesinde kuramadığı otoritesini, Orta Doğu’da sergileyeceği “şovmen” performansıyla inşa etmeye çalışıyor. Trump’ın son attığı tweet ile Rusya’ya füzelerim yakında Suriye’ye geliyor mesajının başka da bir açıklaması olamaz sanırım.

ABD’nin öncülüğünde İngiltere, Fransa ve Suud’ların Suriye’yi ve Esed’i vurma tehditleri şu an için askıya alındı gibi görünüyor ancak yarın ne olur o da bilinmez. Savaş çanlarının çaldığı bu süreçte dikkat çeken şeylerde oldu. Onlardan ilki Rusya ile Çin’in açıkça taraf alarak Suriye rejimini koruyacağını gösteren hamleleriydi. Ancak bizi ilgilendiren konu ise Türkiye’nin böyle bir kriz ortamında bile omurgalı bir duruş ile sağduyulu ve aklıselim bir diplomasi yürütmesiydi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk olarak katliamları lanetlerken, bu katliamları bahane ederek “Kimsenin Akdeniz’i ve Suriye topraklarını, siyasi ve askerî güç mücadelelerinin ateşinde yakmaya hakkı yoktur” açıklamasında bulundu. Ayrıca Erdoğan, hem Trump hem de Putin ile görüşerek iki blok arasında arabuluculuk rolü de üstlendi ve bir anda patlak verecek olası bir savaş ihtimalini de önlemeye gayret gösterdi.

Ani yaşanan bu kriz bile Türkiye’nin Erdoğan öncülüğünde sürdürdüğü insani diplomasiden bir adım bile taviz vermeyeceğini kanıtladı. Ayrıca süreç Türkiye’nin, dengesini kaybeden küresel ilişkilere aklıyla denge verebildiğini, ABD ile ciddi sorunlar yaşamasına rağmen Rusya ve ABD arasında omurgalı bir duruşa da sahip olduğunu adeta ispatladı.

Bir diğer önemli konu ise Türkiye’nin diplomasideki diğer omurgalı duruşuyla ilgili. Evet, Türk-Rus ilişkileri büyük bir ivme kazandı. İkili ticaret hacmi, S-400 pazarlıkları ve Mersin Akkuyu Nükleer Santralinin temellerini atılması, Astana ve Soçi zirveleri bunun en somut örnekleri. Ancak Türkiye tüm bu gelişmelere rağmen Rusya’nın hamisliğini yaptığı Esed yönetimine bakışını hiç değiştirmedi.

Kısacası Türkiye küresel ilişkilerdeki duruşunu kendi çıkarları ile ikili ilişkilerin önemine göre belirlemiyor. Hem siyasi, ekonomik ve askeri imkânlarını sonuna kadar kullanıyor ve gücünü gösteriyor ama hiçbir zaman insani diplomasiden, adalet ve insanlık vicdanından vazgeçmiyor. İşte Türkiye’yi Türkiye yapan da bu; Bunun adı omurga diplomasisi…

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 13.04.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/turkiye-ve-omurga-diplomasisi

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir