YA AFRİN’E GİRMESEYDİK?

Şüphesiz ki ülke olarak en önemli gündemimiz kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Suriye’nin Kuzeyindeki Afrin harekâtı resmi adıyla “Zeytin Dalı Harekâtı”. Her bir askerimizin Allah daima yardımcısı olsun.

Tabii gündem Afrin olunca, tüm televizyonlarımız, gazete ve radyolarımız an be an Harekâtı takip ediyor, yeri geliyor taktik ve stratejiler paylaşılıyor. Ben Harekâtın bu kısmını ele almayacağım. Hepimiz biliyoruz ki başta Afrin olmak üzere, Suriye’nin Kuzeyinde Fırat Nehri’nin hem Batısında hem de Doğusunda PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG ABD’nin de desteğiyle oldukça önemli bir nüfuz alanı elde etmişti. ABD bu terör örgütüne yüzlerce tır silah yardımı yaparken, Münbiç ve civarındaki birçok petrol kuyusu da kontrol altına alındı.

ABD’nin PYD/YPG’ye neden destek olduğu birçok kere anlatıldı. ABD PKK kartıyla hem Suriye’de hem de Irak’ta sahada etkin olmaya çalışıyor. PKK hem silah gücüyle hem de siyasal piyonlarıyla ABD için oldukça kullanışlı bir araç. ABD uzun bir süredir hiç vazgeçmeksizin Suriye ile Irak’ın Kuzeyinde “Seküler bir Terör Devleti” kurmaya çalışıyor. Bu devlet ile Türkiye, Irak, Suriye ve İran’ı baskı altına almayı da istiyor.

ABD ile İsrail’in Orta Doğu’daki çıkarları için Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi devletlerin siyaseten pasifize edilmesi, kaosa sürüklenmesi, iç sorunlarla boğuşmaları oldukça önemli. ABD’de biliyor PKK’nın ne olduğunu, biliyor ki bu 4 devletin başını ağrıtmak için; Türkiye’de PKK ile FETÖ’yü ve bilumum siyasi uzantılarını, Irak’ta PKK’yı ve referandum sürecinde Barzani’yi, dönem dönem Goran Hareketini, İran’da PJAK ile siyasi uzantılarını, Suriye’de de PYD ve YPG’yi destekliyor. Hala kalkıp ABD’ye PKK’yı ve FETÖ’yü anlatmak kendimizi aptal yerine düşürmek olur.

Gelelim yazı başlığımıza ve birkaç soru soralım;

  • Ya Türkiye “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla” Suriye’ye girmeseydi ve PKK’ya müdahale etmeseydi?
  • Ya FETÖ’ nün “17-25 Aralık ile 15 Temmuz Darbe ve İşgal Girişimleri” başarılı olsaydı?

Sigmund Freud’un çok güzel bir sözü vardır der ki; “İnsanlar sizi eskisi gibi kullanamadıklarında, değiştiğinizi söylerler.” Aslında bu sözün siyasette yansıması da çok net. Eski Türkiye yok. Türkiye kendi kırmızı çizgilerini çiziyor ve savunuyor. Balkanlar’da, Orta Doğu’da, dünyanın birçok coğrafyasında ve birçok uluslararası krizde kendi doğrularını söylüyor, yeri geldiğinde tek başına bile kalsa bağımsız hareket ediyor.

Freud’un söylediği gibi Türkiye’yi eskisi gibi kullanamayanlar, sus deyince susturanlar, ülkemize emir ve talimatlar yağdıranlar, şimdi istediklerini yapamadıkları ve yaptıramadıkları içinde ülkemize ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a “değiştiniz” diyorlar. Türkiye’nin insan hakları ve sivil kayıplar, PKK ve FETÖ ile mücadele gibi konularda suçlanması, Erdoğan’ın diktatör olarak suçlanması da bundan.

Bugün Türkiye ve Erdoğan bir takım uluslararası çevrelerce suçlandığında ülkemizdeki milli olmayan muhalefet hemen atağa geçiyor. Neredeyse devlet FETÖ ve PKK ile mücadele etmesine getiriyorlar konuyu. Peki, etmeseydi daha mı iyi olacaktı? Türkiye “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtını” yapmasaydı, FETÖ’ nün “17-25 Aralık ile 15 Temmuz Darbe ve İşgal Girişimleri” başarılı olsaydı daha mı güllük gülistanlık olacaktı Türkiye?

Bugün Türkiye Suriye’deki operasyonları yapmasaydı ve Barzani’nin Kuzey Irak’taki bağımsızlık referandumuna karşı durmasaydı ne olacaktı söyleyelim. Irak’ın Kuzeyinden başlayıp Akdeniz’e dayanan bir “Seküler Terör Devleti” kurulacaktı. ABD’nin ve İsrail’in destekleriyle kurulacak ve yönetim kademesinin PKK’lılardan oluşacak bu devletin ülkemize ve Orta Doğu’ya hayır getireceğini kim söyleyebilir?

Bu devlet her gün bizim için bir tehdit olacak, Ermeni diasporası gibi bizden toprak, tazminat, tanınma talep edecekti. O bölgeden ülkemize sıklıkla terör saldırıları olacak, Batılı ülkelerce tanınacak bu devlete karşı ilişkilerinde Türkiye sıklıkla eleştirilecek ve baskı altına alınacaktı. Kimin hoşuna gider bu senaryo ve daha niceleri?

Ya FETÖ’ nün darbe ve işgal girişimleri başarılı olsaydı bizi ne gibi senaryolar beklerdi? Ülkemiz yönetimi, kurumları ve tüm sistematiğiyle ABD ile İsrail’in istediği şekilde dizayn edilecekti. Bugün AK Parti iktidarını ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı diktatörlükle suçlayanlar o zaman görürlerdi sanırım gerçek diktatörlüğü.

Eğri oturup doğru konuşmamız gerekir ki bugün hem ulusal hem de uluslararası arenada FEÖ ve PKK ile yapılan mücadele ülkemizin bekası, bağımsızlığı, huzuru, kalkınması, barışı ve refahı için hayati öneme sahiptir. O halde bu iki mücadeleye adı ve alanı ne olursa olsun destek olunmalıdır. Yarın Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtının bir diğeri Münbiç’e, Fırat’ın Doğusuna ve hatta Irak’ın Kuzeyine de yapılabilir. Siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına, ekonomi ve medya dünyasından sanat ve spor camiasına ülkemizin tüm fertlerine düşen bu “milli mücadeleye” destek olmaktır.

Son olarak şunu söylemek gerekir ki; Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde düşmanı hiçbir zaman Kürt vatandaşlarımız olmamıştır. Hala bunu kasteden kimse bölge gerçeklerini görmüyor, JİTEM kâbusundan da uyanamıyor demektir. Bugün Doğu ve Güney Doğu Anadolu hızla kalkınmakta, terörün vahşi izleri hızla silinmektedir. Nitekim hem Cumhurbaşkanlığı Sistemi Referandumu hem de bölgede yapılan anketler Kürt vatandaşlarımızın AK Parti ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a destek verdiğini göstermektedir. Bu tür söylemler sadece huzur bozmaya yöneliktir.

Unutulmamalıdır ki; PKK ile mücadelemiz en az bir Türk’ün olduğu kadar bir Kürt’ün de derdi ve davasıdır. Türkiye’nin ve bu topraklarda yaşan tüm insanlar huzuru ve mutluluğu için el ele verilmelidir.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 26.01.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/ya-afrin-e-girmeseydik

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir