Yeni Kabine, Cumhur İttifakı ve Yerel Seçimler

24 Haziran Seçimlerinin akabinde gündemi meşgul eden üç ana konu var. Bunlardan ilki 9 Temmuz’da açıklanması beklenen yeni kabinenin nasıl olacağıyken, ikincisi AK Parti ve MHP arasındaki Cumhur İttifakının nasıl devam edeceği ve üçüncüsü ise yerel seçimlerin öne çekilip çekilmeyeceğiydi.

Yeni Kabine

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kabinesi nasıl olacak herkesçe merakla beklenen konuların başında geliyor. Yeni kabine her şeyden önce Türkiye’nin 2023 hedefleri açısından da oldukça önemli. Bu noktada ekonomi, sanayi ve teknoloji, dış politika, enerji ve tabii kaynaklar, milli eğitim, kültür ve turizm ile gençlik ve spor gibi yönetim birimleri yeni sistemin ana damarları olarak öne çıkıyor. İsim tartışmalarına girmeden yeni kabine nasıl olmalı, nasıl bir kabineye ihtiyacımız var?

  • Ekonomi: Katma değer, marka ve üretken bir ekonomi modeli ile cari açık problemini mağlup edip, Türkiye’ye çağ atlatabilecek,
  • Sanayi ve Teknoloji: Bilim, sanayi ve teknolojinin Türkiye’nin küresel bir güç olabilmesi yolunda en büyük fırsat olduğunun bilincini taşıyan,
  • Dış Politika: Yalnız konstruktivist değil, aynı zamanda realist ve idealist düşünceye de hâkim, geleneksel diplomasiyi genel geçer kalıplar ile monşer zihniyetten arındıran, modern diplomasi metotları ile kamu diplomasisinin ağırlık ve etkinliğine hız katan,
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar: Nükleer santral projelerini hız kaybetmeden devam ettirip, yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji yönetimi ve tüketiminde payını arttıran, yenilenebilir enerji metotlarının halk tarafından kullanımını da arttırabilecek,
  • Milli Eğitim: Üretken bir eğitim sistemi inşa edip, milli maarif şuuruyla müfredatta, eğitimci ve öğrenci zihninde devrimler meydana getirebilecek,
  • Kültür ve Turizm: Kapsamlı bir kültür politikası meydana getirebilecek, kültür politikalarıyla toplumsal bilinci dönüşüme uğratabilecek, turizmi profesyonel bir yönetim modeli ile idame ettirebilecek,
  • Gençlik ve Spor: Gençliğin ve sporun çok farklı alanlar olduğunun farkında olan, iki alanı profesyonel ve bilimsel bir metotla ele alıp, gençlik ve spor alanlarını inşaat ve dost zihniyeti ile değil, sağlıklı ve başarılı bir sistem ve nesil yetiştirme yaklaşımı ile planlayacak bir kabineye ihtiyacımız var.

Cumhur İttifakı

24 Haziran seçimleri öncesi ve sonrası da gösterdi ki Türkiye’de siyasetin istikrarı ve etkinliği ile milli bekanın güvencesi Cumhur İttifakının yani AK Parti ile MHP’nin, Erdoğan ile Bahçeli’nin ittifakından geçiyor.

Özellikle seçim sonuçları Cumhur İttifakının mecliste yasama sürecinde de devam etme zorunluluğunu ortaya koydu. Cumhur İttifakının Millet İttifakı gibi yapay bir zorlama olmadığı ve seçimler sonrasında da süre geleceği biliniyordu ancak AK Parti’nin mecliste çoğunluğu kaybetmesi beklenir bir şey değildi. Bu durum bazı şeyleri gündeme getiriyor.

İlk olarak şüphesiz ki AK Parti – MHP İttifakı mecliste yasama sürecinde de devam edecek. Ne dersek diyelim bu durum yasama sürecinde AK Parti’yi MHP’ye bir nevi bağımlı hale getirdi. Yeni dönemde MHP’nin çeşitli kazanımlar elde edebileceğini görmek sürpriz olmayacaktır. Yeni kabinede ya da hükümet sisteminde MHP tandanslı isimlerin yer alması ittifakın daha sağlıklı ve homojen devam etmesi açısından gerekli olacaktır. Bu noktada FETÖ ile mücadelenin sertçe devam edeceği eğitim ve hukuk gibi alanlarda MHP’nin görev alması örgüt ile mücadelede dirayet ve güç kazandırabilir.

Bence İttifak’ın en önemli etkinliği yerel seçimlerde yaşanabilir. Cumhur İttifakının yerel seçimlere ortak adaylarla girmesi; hem iki partinin elde edeceği belediye sayısını daha da arttıracak, hem de özellikle AK Parti’nin yereldeki oy kaybının etkisini kıracaktır. Ancak iki parti içinde en önemlisi İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerin CHP’ye ya da muhalefet ittifakına geçişini engellemektir. Cumhur İttifakının yerel seçimlerde devam etmemesi ise iki parti için ciddi sonuçlarla karşılaşmalarına neden olabilir.

Yerel Seçimler

24 Haziran seçimlerinin AK Parti için en ağır sonuçlarından biri tabii olarak yaşanan oy kayıplarıdır. Bu kayıpların yerel, ulusal ve uluslararası birçok sebebi bulunsa da AK Partinin kalesi diyebileceğimiz birçok ilde ve İstanbul’da birçok ilçede Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın oyu artarken, AK Partinin oyunun ciddi oranlarda düşmesi çeşitli soru işaretlerini barındırıyor.

İstanbul siyaset ve seçimler açısından bize Türkiye’nin laboratuarı olarak birçok inceleme yapıp, mesajlar çıkarmamıza imkân sağlıyor. 2015 seçimleriyle 24 Haziran seçimlerini karşılaştırdığımızda; AK Parti İstanbul’da 32 ilçede birinci parti olurken, sadece Başakşehir’de oy sayısını arttırılabilmiş, en çok Bağcılar’da 40.00 oy kaybederken, ortalama olarak birçok ilçede 10.000’den fazla oy kaybetmiştir.

Genel seçimler halk nezdinde büyük oranda istikrar, gelişim ve milli güvenlik gibi kodlarla algılanır. Buna rağmen AK Parti kale denebilecek birçok bölgede oy kaybetmişken, yerel seçimlerde bu oy kaybı daha fazla olabilir. Genel seçimler büyük oranda Erdoğan’ın liderliğinde yaşanırken, Erdoğan’ın liderliğinde yürütülmeyen bir yerel seçim süreci çok ağır sonuçlar yaşatabilir. Cumhur İttifakının yerel seçimlerde de ittifaka dönüşmemesi halinde AK Partinin İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde çok büyük zorluklar yaşayabileceğini de unutmamak gerekir.

Türkiye’de muhalefet partileri ile siyaseti ciddi bir akıl tutulması yaşıyor. Erdoğan’ın olduğu bir siyaset arenasında büyük oranda kazanamayacaklarını göremiyorlar, görmekte istemiyorlar. Yenilmeye doymayan güreşçiler gibiler ve Erdoğan sonrası siyaseti planlamıyorlar, ne güzel. Ancak oldu da bunu planlarsalar; Muharrem İnce’nin olası İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığı gündeme gelebilir.

İnce, Türkiye siyaseti için kabul etmek gerekir ki bir umut değil, asla da olmayacak ancak muhalefet açısından yeni bir sinerji meydana getirdi. İnce CHP Genel Başkanlığı yarışından yenik ayrılırda İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığına soyunursa, AK Partinin şimdiden en az İnce kadar güçlü bir aday profili hazır tutması gerekiyor. Bekleyip göreceğiz.

Peki, yerel seçimler neden AK Parti için risk taşıyor? Bunda ulusal ve uluslararası siyaset, hem yereldeki teşkilat ve yöneticiler hem de halkın görüşleri çok etkili;

  • Vatandaş, hükümetin olumsuz gördüğü politikalarına; ekonomi, bedelli askerlik, emekli maaşları, sosyal politikalar gibi alanlarda yaşadığı küskünlüklerle yerel seçimlerde karşılık verebilir.
  • Vatandaş yerelde hizmet ve aday ekseninde oyuna karar verip, memnun olmadığı adaylara mesajını verebilir.
  • Suriyeliler ve Suriyelilere yönelik politikalar yerelde vatandaşın huzurunu kaçıran en ciddi konulardan biri.
  • Taşeronlara memuriyet verilmemesi ve sadece Belediye şirketlerine geçmeleri taşeron işçilerde ciddi bir hoşnutsuzluk yarattı.
  • Vatandaş belediye başkanlarının büyük oranda FETÖ, yolsuzluk, kötü yönetim, verimsizlik ve üretkensizlik gibi ölçeklerle cezalandırılması gerektiğini düşünüyor. “Adı çıkmış” adaylara tekrardan şans verilmesi ağır sonuçlar doğurabilir.
  • Belediyelerin büyük oranda inşaatçı zihniyetle ve gösterişe yönelik politika ve projeleri vatandaşı artık yeterince tatmin etmiyor. Vatandaş, daha çok cebine, huzur ve mutluluğuna katkı sağlayacak yönetim modelleri ve adayları bekliyor.
  • Vatandaş AK Parti teşkilatlarına ve belediye başkanlarına ulaşabilmek, dokunabilmek, derdini anlatabilmek ve derdine çözüm bulmak istiyor. Karşısında çeşitli hiyerarşik duvarlar görmek istemediği gibi samimiyet bulmayı arzuluyor.
  • Belediyelerin ve yönetimlerinin rant ve lüks yaklaşımları vatandaşı çok rahatsız ediyor.

Yerel seçimlere yönelik yaşanabilecek bu risklerden ötürü seçimlerin öne çekilmesi çok da mümkün görülmüyor. Ancak olurda çekilirse bu risklerin iyi analiz edilmesi şart. Tabi siyasetin hem yerel düzeyinde hem de ulusal düzeyinde 24 Haziran enine boyuna değerlendiriliyor. Özetin özeti şu; Vatandaş hizmet ve samimiyet bekliyor.

Vatandaş hem istikrarın, yatırım ve hizmetlerin devamını istiyor; hem de AK Parti teşkilatlarının yerel ve ulusal düzeyde, milletvekili ve bakanlar düzeyinde en az Recep Tayyip Erdoğan kadar samimi olmasını bekliyor. Öyle ki AK Parti siyaseti içinde hiç kimsenin Erdoğan 4 saat uyuyorsa, 5 saat uyuma hakkının olmadığını düşünüyor. Vatandaş her zaman talepkardır. Zaten AK Parti ve Erdoğan’ın başarısı da bu taleplere karşılık vermekten geçiyor.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 07.07.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/yeni-kabine-cumhur-ittifaki-ve-yerel-secimler07

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir