Yerel Seçimler: Kritik Hususlar ve Beklentiler

1856 Tanzimat Fermanı ve devrine kadar ülkemiz topraklarında yerel yönetim ya da belediye kavramı ne isimsel ne de kurumsal anlamda henüz olan bir şey değildi. Bugün belediye hizmeti olarak sayılan birçok hizmet dönemin vakıfları ve vatandaşın görevlendirdiği kimselerce yapılırdı. Önce Tanzimat devri ve Islahat fermanı, sonrasında ise 1908 tarihli İkinci Meşruiyet ile birlikte yerel yönetim ya da belediye kavramı yavaş yavaş kurumsal olarak hayatımıza girmeye başladı.

Bu dönemde yaşanan en önemli gelişme ise 1854 yılında yayınlanan nizamname kurulan ve ilk yerel yönetim örgütü olan “İstanbul Şehremaneti” oldu. Modern anlamda ilk belediye ise 1857 yılında Paris model alınarak Beyoğlu ve Galata civarında kurulan “Altıncı Daire-i Belediyye” olmuştur. İşte o tarihlerden beri belediyeler vatandaşa hizmet noktasında onlara en yakın birimler olarak hayati önem taşımaktadır.

Zaman içerisinde belediyelere anayasal olarak çok farklı anlamlar ve görevler yüklenmiştir. Örneğin Cumhuriyet döneminin en önemli yerel yönetim yasalarından biri olan 1930 tarihli 1580 sayılı Belediyeler Yasasında; Sağlık ve sosyal yardımdan bayındırlığa, kolluk ve itfaiye faaliyetlerinden kültür ve eğitime, tarım ve veteriner işlerinden ulaştırma ve ekonomik konulara 202 belediye görevi sayılmıştır. Nitekim günümüzde geçerli olan Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve Belediye Kanununda da belediyelerin görevleri genel olarak bellidir.

Gelelim günümüze…

Bugün başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin en önemli metropollerinde uzun yıllara dayanan bir AK Parti belediyeciliği gerçeği var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı ile başlayan bu süreçte, İstanbul ve Ankara gibi büyük kentler ve ilçe belediyeleri ile diğer kentlerde alt yapı ve üst yapısal birçok değişimin olumlu manada yaşandığını gördük. Eski İstanbul’un susuz günleri ve çöp dağları tarihin tozlu sayfalarında kaldı örneğin.

Bugün AK Parti belediyelerinin sosyal ve teknik hizmetlerine diğer parti belediyelerinin ki özellikle CHP belediyelerinin erişemediğini o il ve ilçede yaşayan ve AK Partili olmayan vatandaşlarında kabul ettiğini sıkça duyuyoruz. Ancak 16 yıldır AK Parti’nin CHP’nin de kalesi olarak nitelendirilen bazı il ve ilçe belediyelerinde seçim zaferi ilan edemediğini de gördük. Üstelik “31 Mart Yerel Seçimleri” AK Partinin elindeki mevcut belediyeleri koruması adına da oldukça kritik. Peki neden?

31 Mart Yerel Seçimlerini Çok Daha Kritik Yapan Nedenler…

“31 Mart Yerel Seçimlerini” önceki yerel seçimlere göre daha kritik yapan bazı geniş sebepler var. Başlıca bunlar;

  • Vatandaşların yerel yönetimlerden tarihsel beklentilerinin değişmesi,
  • Ekonomideki döviz, enflasyon ve borçlanma gibi olumsuz gelişmelerin etkisi,
  • Yanlış aday tercihleri,
  • Yerel yönetim idarecilerine karşı yıllar içinde biriken tutum,
  • FETÖ ile irtibatlı adaylar…

İlk olarak Osmanlı’dan günümüze ya da yakın dönemde AK Parti belediyeciliği diye adlandırılan anlayışa yönelik vatandaş beklentisinin büyük oranda değiştiğini görüyoruz. Vatandaş genel manada örneğin eski İstanbul’un olumsuz yanlarını unutmasa da, günümüzde sunulan hizmetlere de alıştı ve bunları da normalleştirdi. Belediyelerce yapılan alt yapı ve üst yapı faaliyetleri kaba tabirle kanalizasyon, çöp toplama, ulaşım, park ile yeşillendirme faaliyetleri, sosyal tesisler ve sosyal yardımlar vatandaşlarca zaten yapılması gereken hizmetler olarak görülüyor.

Peki, vatandaş belediyelerden daha başka neler bekliyor diye sorulduğunda; Karşımıza ekonomik ve sosyo-kültürel beklentiler çıkıyor. Vatandaş artık eskiye oranla yerel yönetimleri daha fazla istihdam merkezi görüyor. Ya da belediyelerin kendisinin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sunmasını bekliyor. Sosyo-kültürel açıdan ise daha rahat erişebileceği ve daha sık faydalanabileceği sosyal ve kültürel hizmetler bekliyor.

Peki, vatandaş belediyeler ve idarecilerin nelerinden rahatsız oluyor? İlk olarak yukarıda sayılanlara cevap bulamaması ilk büyük rahatsızlık. Vatandaş belediye ve idarecilerden ilk olarak iş ve istihdam ile sosyal ve ekonomik yardım talep ediyor. Sıkıntılarına çözüm aranmasını ve kapının kendisine daima açık olmasını istiyor.

Bunların yanında vatandaşı en çok rahatsız eden husus, yıllar içinde bir kere bile yüzünü göremediği ve dokunamadığı belediye başkanlarına veya başkan yardımcıları ile idarecilere karşı içinde biriken tepki. Yanlış yapılan hizmetler, yerel idarecilerin halka mesafeli duruşu veya lüks tutumu, geçmişte ya da bugün FETÖ ile bağının olması, halk tarafından tanınmaması, ilçe ya da ilin sosyo-kültürel yapısına uygun olmaması yani yanlış aday olması da vatandaşın tepkisini arttıran diğer hususlar. Aday tercihlerinde partilerin en çok dikkat etmesi gereken başlıklar bunlar.

31 Mart ve 7 Haziran Arasında Benzerlikler…

7 Haziran 2015 seçimleri ile sonuçları hepimizin malumu. 31 Mart 2019 yerel seçimleri ile 7 Haziran 2015 genel seçimleri arasında bazı benzerlikler var. Vatandaş nabzı ölçüldüğünde iki seçim öncesinde de vatandaşın tavrı büyük bir bilinmezdi. O dönemin iç dinamikleri bugün dinamikleri farklı olsa da temel bazı benzerlikler var. Bunları aday tercihleri ve sosyo-ekonomik sıkıntılar üzerinden temellendirmek gerekiyor.

7 Haziran seçimlerinde vatandaş ve kamuoyu tarafından en çok sorgulanan husus milletvekili aday listeleriydi. Özellikle listelerde bölgede çok tanınmayan, vatandaşın ve bölgenin nabzını yansıtmayan adaylar, seçim sonucunu da büyük oranda etkilemişti. Bugünde benzerinin olduğuna dair eleştiriler yükseliyor. Örneğin; bazı illerde “Cumhur İttifakı”nın ortak aday çıkarmaması, çıkarılan bazı adayların geçmişte FETÖ ile bağlarının bulunması, isimlerinin kamuoyunda çok yıpranmış olması ya da aday gösterildikleri ile ve bölgeye dair projelerinin olmaması vatandaşı 7 Haziran’a benzer şekilde rahatsız eden en önemli konular.

İkinci en önemli konu ise; vatandaşın sosyo-ekonomik tutumuyla ilgili. 7 Haziran’da vatandaşın en çok tepki gösterdiği konuların başında hem ekonomik durgunluk hem de açılım sürecinin rahatsızlıkları yatıyordu. Bugünde vatandaşın en belirsiz tutumu ekonomik sıkıntılara ne tepki vereceğine yönelik.

Hem aday odaklı hem de ekonomik sıkıntılar temelinde 7 Haziran sonuçlarının yaşanmaması için partilerin ve özellikle de “Cumhur İttifakının” hem doğru adaylara yönelmesi hem de sosyo-ekonomik bazı hamleleri seçim öncesinde yapmaları gerekiyor. Olası kötü sonuçlar hiç istenmese de erken genel seçim gibi muhalefetin hayalini kurduğu atmosferi ülkemize yaşatacaktır ki bu da mevcut siyasi ve ekonomik koşullarda ülkemiz istikrarı için en kötüsü olacaktır.

Erdem EREN

Yayın Tarihi: 07.12.2018

Kaynak: https://www.sirhaber.com/yerel-secimler-kritik-hususlar-ve-beklentiler

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir