Z Ülkesi Demokratikleşme Kritiği

Karşılaştırmalı Siyaset’te demokrasi; Ülkelerin birbirleriyle olan farklılık ve benzerliklerini siyasal sistem ve araçları bağlamında değerlendirme de önemli bir analiz öğesidir. Rejim tiplerinin analiz edilmesinde ve sınıflandırılmasında temel öğelerden biri olan demokrasi aynı zamanda modern toplumların gelişim ve liberalleşmesinde de en önemli hedef ve arzulardandır.

Demokrasi temel bir hedef olsa da, devletler farklı modellerini ülkelerinde ki toplumsal sınıf, kültür ve ekonomik yapı ekseninde oluşturarak uygulamaktadırlar. Bağımsız seçimler, liberal hukuk ve toplumsal sınıf, Pazar ekonomisi bu demokrasi modellerinin ve rejim tiplerinin önemli yapıtaşlarını oluşturabilmektedir. Komünist rejimden demokratik rejime ve diktatörlükten parlamenter rejime geçiş yapıp serbest demokratik seçimlerini gerçekleştiren Z Ülkesi’de kendine has bir demokrasi modeliyle siyasal sistemini belirlemiştir. İşbu ödev de, Z Ülkesinin demokrasi modeli yapı ve içeriği kapsamında;

–          Demokrasiye geçiş,

–          Demokrasinin topluma entegrasyonu şeklinde iki yapıda kritik edilecektir.

Z Ülkesinin demokratikleşme süreci karşılaştırmalı siyaset literatüründe önemli bir yere sahip olan Yapısalcı, Rasyonalist ve Kültürelci yaklaşımlar açısından incelenecektir. Bir vaka analizi olarak oluşturulan ödevin analiz birimi Z Ülkesi olup analiz düzeyi sorgulanan yaklaşımlara göre mikro ve makro olmak üzere değişiklik gösterecektir.

 

Z Ülkesi Sosyo-Ekonomik Yapısının Yapısalcı Yaklaşım Açısından Değerlendirilmesi

Z Ülkesi sosyo-ekonomik yapısı bakımından gelişmiş ülkelerin gerisinde kalan, kişi başına düşen milli gelirin düşük olduğu gelişmekte olan bir ülkedir. 2003 yılında devrilen diktatör Zeus Albatros’un son döneminde 350 dolar olan kişi başına düşen milli gelir 2013 yılında ise 2400 dolara yükselmiştir.

Yeni liberalleşmeye başlayan Z Ülkesinde ilkel tarım ve hayvancılık uygulanmakta iken işçi sınıfının yoğun olarak istihdam edildiği madencilik yaygındır. Sanayi ise daha çok hammadde üretimine dayalı gelişmekte olan bir yapıdadır. Emeğin üretimde yoğun olarak kullanıldığı ülke de teknoloji de gelişmeye başlamıştır. Ülke de sanayinin gelişmemiş olması, genç nüfusun işsizlikle boğuşmasına ve ucuz işgücününde yaygın olmasına neden olmuştur. Hizmet sektöründe bürokratlar yüksek ücretlerle görev yapmaktalar ve toplumun en zengin sınıfını oluşturmaktadırlar.

İşçi sınıfın rejime karşı yaptığı gösteriler toplumun genelinde de destek bulmuş, diktatör Albatros’un devrilmesi sonucunda toplum liberalleşmeye başlamıştır. Peters’e göre olağanüstü olaylar ve büyük yapısal değişimler yapıyı etkileyebiliyor. Z Ülkesinde yaşanan halk ayaklanması siyasi yapının kökten değişebilmesi adına çok önemli bir olay ağını beraberinde getirmiştir.

Liberalleşen toplum da artan kişi başı gelir ve ekonomi politikalarıyla birlikte orta gelirli toplumsal sınıf oluşmaya başlamıştır. Bu sınıfsal yapıyı yapısalcı yaklaşımla değerlendirecek olursak; Yaklaşıma göre demokrasi kesin olarak bağımlı değişkendir ve bunu etkileyen birimler ise kapitalistleşerek büyüyen ekonomi ve bu değişimin etkilediği toplumsal sınıflardır. Demokrasi, toplumsal sınıfların (orta sınıf, burjuvazi ve çalışan sınıf yani proleterya-işçi sınıfı) katılım talepleri ve iktidar üzerindeki yaptırım gücünün bir sonucudur. Lipset’e göre, orta sınıf demokrasinin oluşmasında temel aktördür. Z Ülkesi kapitalistleşirken meydana gelen ekonomik büyüme ve artan kişi başına düşen milli gelir sonucunda orta sınıfın oluşmasını ve büyümesini sağlamıştır. Lipset’e göre Z Ülkesinde büyüyen orta sınıf demokrasiye geçişte kilit rol oynayacaktır. Bratton ve Walle’e göre ise büyüyen orta sınıf ile işçi sınıfının uzlaşması sonucu demokrasinin entegrasyon süreci hızlanacaktır.

Yapısalcı yaklaşımın bir diğer görüşüne göre demokrasiye geçişte en önemli aktör işçi sınıfıdır. Bu görüşle Z Ülkesinde Albatros diktatörlüğünde düşük ücret ve kötü koşullarla çalışan işçi sınıfı süreçte örgütlenmiş ve haklarını talep etmiş bununla birlikte sendikalaşan işçiler demokrasiye geçişte önemli bir adım atmışlardır. İşçi sınıfın mobilizasyonu ve edindikleri siyasi ile toplumsal başarı yükselen bir demokrasiyi ifade eder. Nitekim demokrasi ancak bireylerin yanı sıra kollektif grupların “hak ve özgürlüklerin tanınması ve korunması” ile mümkün olacaktır. Görüşün analizine göre ise Z Ülkesinde demokrasinin ilk eşiği atlanılmıştır. Diktatörlüğün devrilmesi sonucunda gerçekleşen ilk politikalar yasal garantilerle birlikte daha verimli olacaktır.

 

Z Ülkesi Yönetimi ve Siyasi Elitlerinin Rasyonalist Yaklaşım Açısından Değerlendirilmesi

Z Ülkesi Albatros diktatörlüğünün devrilmesi sonucunda parlamenter sistemle yönetilen bir devlet olmuştur. Z Ülkesinin ilk anayasasına göre devlet merkezden yönetilmektedir. Yasama parlamento iken, yürütme parlamentonun denetimindedir. Başbakan Igor Sparta ise yürütmenin en güçlü koludur. Yargı erkini belirleyen otorite ise Cumhurbaşkanı Alex Todor’dur. Demokrasiye geçiş sürecini yaşayan ülkede kolluk kuvvetleri otoriter bir duruş sergilemektedir. Demokratik kurumlara yönelik karşılaşılacak protesto ve isyan gösterilerine karşı yurttaş haklarına müdahale hakkını kolluk kuvvetleri anayasal düzenlemelerle elde etmiştir. Toplumsal hareketler ve muhalif eylemler kontrol altına alınmaya çalışmaktadır.

Z Ülkesinin seçim sistemi nispi olarak belirlenmiş olup, reformların hızlı yapılmasını sağlamak amacıyla siyasal partilere seçim barajı uygulanmaktadır ve bu durum toplumun her kesiminin parlamentoda temsilini zorlaştırmaktadır.

İlk iki genel seçimde de Liberal Z Partisi ile Z İşçi Partisi, diktatör yanlısı elit bürokrasinin partisi Siyah Taç Partisine karşı koalisyon hükümeti kurmuşlardır.

Cumhurbaşkanı Liberal Z Partisinden Alex Tudor olurken, Başbakan Z İşçi Partisinden Igor Sparta olmuştur.

Diktatöre karşı ayaklanan işçilerin desteklediği parti olan Z İşçi Partisi ve demokrasiye geçişte önemli destekleri bulunan orta sınıfın partisi olan Liberal Z Partisi 2004 yapılan ilk seçimden beri gelen süreçte ülkenin en önemli ve güçlü iki siyasal aktörüdür. İşçilerin örgütlenmesini yani sendikalaşmasını sağlayarak önemli adımlar atan Z İşçi Partisi temel politika olarak işçilerin hak ve özgürlükleriyle birlikte toplumdaki durumlarını iyileştirmeyi amaçlamayı benimsemiştir. Liberal Z Partisi koalisyon partisi olarak Z Ülkesinin demokrasiye geçişinde ki en önemli reformları ve politikaları hazırlamayı kendisine hedef belirlemiştir.             Diktatör Albatros’un devrilmesi sonucunda partileşen ve yeni rejime muhalif konuma gelen elit bürokratların partisi olan Siyah Taç Partisi ise, ülkenin daha sert bir rejime sahip olmasını gerektiğini, mevcut yapının ülkenin dış güçler tarafından işgale uğrayacağını ve sömürüleceğini vurgulamaktadır. Devletin bürokratik yapılanmasında hala önemli bir yer tutan elit bürokratlar, diktatör yanlısı olan Albatros kabilesi mensupları tarafından da önemli destek görmektedirler. Bu yapı siyasi karar alma mekanizmasını dönem dönem etkilemekte ancak Z Koalisyon Hükümeti ülke de köklü anayasal reformlara başlamaktadır. Rasyonalist yaklaşıma göre, siyasi elitler üzerinden Z Ülkesinin demokratikleşme sürecini inceleyecek olursak; Rasyonalist yaklaşıma bakmamız gerekir. Bu yaklaşım demokrasinin gelişiminde elitlerin stratejik kararları ve davranışları ile siyasi elitlerin muhalif gruplarla pazarlığınının rolünü vurgular. Pazarlık ve görüşme-müzakere- süreçlerinin önemine dikkat çekerek bu süreçleri etkileyen faktörlerin tehdit algısı ve ılımlılık argümanı(moderation thesis) olduğunu ifade eder. Ilımlılık tezi, mobilizasyon tezinin tam tersine bir mantıkla demokrasi için toplumsal hareketliliğin çevrelenmesi, kontrol altına alınmasının gerekliliğini öne sürer. Bu teze göre, başarılı bir demokrasi üç aşamayla gerçekleşebilir. İlk olarak devletin otoriter bloğunda tutucu(hardliner)lar      -halk ile pazarlığa yanaşmayan grup- ve reformistler -değişme ve pazarlık yanlısı- olarak bir bölünme olması yani; var olan rejimin açılması gerekir. İkinci aşamada demokratik blok olarak adlandıracağımız halk bloğu da kendi içinde radikaller -kökten değişim isteyenler- ve ılımlılar -hükümetle pazarlığa, uzlaşmaya yatkın olanlar- olarak bölünmelidir. Eğer koalisyonel olan ılımlılar ile otoriter bloktaki reformistler kendi bloklarını kontrol eder ve pazarlık sonucu uzlaşırlarsa demokrasi gerçekleşecektir.

Z Ülkesini Ilımlılık Tezine göre değerlendirecek olursak mevcut teze göre ilk görümde durum olumlu görünmüyor olabilir. Siyasi elitler demokratikleşme yönünde ki yasama faaliyetlerini ve siyasi karar alma mekanizmasını dönem dönem kilitleyebilir ve Albatros kabilesi de bu sürecin sıkı muhalifi konumuna gelebilir. Bu durum demokratikleşme sürecinin dönem dönem askıya alınması gibi büyük bir tehdide neden olabilir. Ancak halkın çoğunluk kısmını oluşturan koalisyon tarafları bu durumun sürmesine halk nezdinde izin vermeyecektir. Bu bağlamda demokratik halk bloğunun kurulmuş olduğunu kesin olarak söyleyebiliriz.Şu ana kadar ele aldığımız yapısalcı ve rasyonalist yaklaşımların demokratikleşme sürecini açıklamada tek başına yetersiz kaldığı ortadadır. Orta yol olarak nitelendirilebilecek bir başka bakış açısı yapısal olumsallık diyebileceğimiz “structural contingency”dir. Bu yaklaşıma göre rejimin tarihi, yapısal özellikleri ve siyasi elitler ile muhalif gruplar arasındaki pazarlıklar birlikte değerlendirilmelidir çünkü, bunlar birbirlerini etkileyen faktörlerdir. Diğer yandan uluslararası konjonktürdeki değişimi (demokrasinin küresel olarak yayılmasının yarattığı baskı; diffusion thesis) ve uluslararası aktörlerin elitler ve muhaliflerin pazarlığındaki etkisini, desteğini ya da engelleri göz önünde tutmak gerekir. (Bratton ve Walle; 1999, 45-48)

 

Z Ülkesi Sosyo-Kültürel Yapısının Kültürelci Yaklaşım Açısından Değerlendirilmesi

Kabililer sisteminden oluşan Z Ülkesi’nin toplumsal yapısı, heterojen bir yapıya sahiptir. Diktatör Albatros’un baskıcı politikalarından kaçan ve komşu ülkelere göç eden Potin, Sotro ve Miser kabilelerinin ülkeye dönüşüyle etnik çeşitlilik artmıştır. Ayrıca diktatörlükten kaçarak Avrupa ülkelerinde eğitimlerini sürdüren eğitimli orta sınıf kadrolarında ülkeye teşvik politikalarıyla geri dönmeye başlaması sosyo-kültürel yapının gelişmesi adına umut verici olmuştur. Z Ülkesinin etnik yapısında nüfusun %32’sini Albatros kabilesi oluştururken, eğitimli nüfusun çoğunlukta olduğu Dowwin kabilesi %24 oranında yer almaktadır. Nüfusun geri kalanını ise diğer kabile ve etnik gruplar oluşturmaktadır.

Diktatör Albatros’un 2003 sonrası devrilmesinden sonra demokrasiye geçiş sürecini yaşayan Z Ülkesinde siyasi kültürde koalisyon partilerinin liberal demokratik ideolojisinin destekçileri olan halk grupları ve kabilelerin görüşleri hakimdir. Ülkenin işçi örgütlenmeleri de liberal ideolojiyi, işçi hakları ve sosyal politikalar ekseninde desteklemektedirler. Ülkede hem liberal halk kesimleri hem de işçi grupları birçok sivil toplum örgütüne mensupturlar. Demokrasi açısından değerlendirdiğimizde bu önemli bir artı değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Diktatör Albatrosa karşı girişilen halk ayaklanması sırasında ki örgütlenmeler ve sivil teşkilatlar toplumun politicize olmasını sağlamıştır. Z Koalisyon Hükümeti diktatörlük döneminin izlerini hukuksal, sosyal, askeri ve ekonomik düzenden silmeye çalışsa da Albatros kabilesinin gayrihukuki eylemleri ve girişimleri süreci dönem dönem baltalamaktadır. Diğer bir sıkıntı ise Z İşçi Partisi ile Liberal Z Partisi arasında ekonomi politikalarında dönem dönem yaşanan uyuşmazlıklar ve fikir ayrılıklarıdır. Z İşçi Partisi ekonomide daha sosyalist politikaları desteklerken, Liberal Z Partisi ise daha liberal politikaları savunmaktadır. Ama çoğunlukla ortaya çıkan kararlar tam uyuşmayla birlikte karma ekonomik model üzerini olmuştur.

Ekonomide en çok istihdama sahip olan işçiler demokrasiye geçilmesine rağmen bile sosyal ve ekonomik statü anlamında hala kötü durumda sayılmaktadır. Ancak geçiş dönemi teşvik ve yatırım politikaları bunda önemli bir yer tutmaktadır. Kayıt dışı ekonominin çok yüksek olduğu ülkede, genç çalışan nüfus daha çok işçi olarak çalışmaktadır. Kadın nüfus ise daha çok tarım sektöründe istihdam edilmektedir. Hizmet sektörüne önemli yatırımlara ekonomi paketlerinde yer verilmiştir. Bunun en çok payını %55 oranında sağlık ve eğitim sektörü almaktadır. Diktatörlük döneminde yaygın olarak görülen misyonerlik faaliyetleri neticesinde ülkede Hristiyanlığın önemli ölçüde arttığı görülmektedir. Bunu Yahudilik izlemektedir. Ülke de diğer görülen dinler ise İslamiyet ve kabile dinleridir. Kültürelci yaklaşımla Z Ülkesinin Sosyo-Kültürel yapısını değerlendirecek olursak; Kültürel yaklaşım demokrasiyi topluma yerleştirme mücadelesi olarak tanımlar. Siyasi kültür, ülkede ki kurumlar, rejimin tipi, elit davranışları gibi birçok öğenin yanında demokrasi ve istikrarı bakımından çok önemlidir.

Almond ve Vebra ile Lijphart’ın kültür anlayışları üzerinden Z Ülkesinin siyasi kültürünü inceleyecek olursak, ülkenin demokratikleşme süreci ve ihtimalini daha iyi anlamış olacağız. Almond ve Vebra’nın siyasi kültür tanımı davranışçı analizlerin kültür tanımı ile paraleldir. Davranışçı analiz, birey davranışları ve tutumlarının toplumu ile kültürü tanımlar. Dolayısıyla demokrasi, bireylerin demokrasi hakkında ne düşündükleri ve nasıl tutum aldıkları ile ilgilidir. Almond ve Vebra’ya göre siyasi kültür; tebaa kültürü, cemaat kültürü ve katılımcı kültür diyebileceğimiz “civic culture” olarak ayrılır. Katılımcı kültür demokrasiye en yakın kültür olarak vatandaşların siyasi meselelerle ilgilendiği, televizyon ve gazetelerden takip halinde oldukları, siyasi katılım gösterdikleri, aktif, mobilize bir toplum yapısının olduğu ülkelerde görülür. Z Ülkesinin yaşadığı siyasi süreç, Diktatör Albatros’un devrilişiyle paralel gitmesi ve Albatros’un doğal bir süreçle iktidardan ayrılmamış olması Z ülkesinin demokratikleşme sürecine önemli katkı sağlamıştır tespitini yapabiliriz. Halk grupları demokratik bir şekilde örgütlenerek, siyasi propaganda metotlarını kullanarak demokrasiye geçişte anahtar rol oynamışlardır. Bu bakımdan Z Ülkesinin son 10 yılına katılımcı kültürün damgasını vurduğunu söyleyebiliriz. Bunda en önemli rolü ise eğitimli orta sınıfın bulunduğu Dowwin kabilesi mensupları sergilemiştir. Z Ülkesi her ne kadar demokrasiye geçişinin 10 yılını doldurmuş olsa da kabile mücadeleleri devam etmekle birlikte devletin yerel yapılanmaları ise tam anlamıyla sağlıklı işleyememektedir. Bu durum demokrasi için önemli bir tehditte bulundurmaktadır.

Lijphart kültürü tanımlarken elitlerin politik kültürü olarak tanımlamıştır. Lijphart’ın sınıflandırmasına göre Z Ülkesinin elitleri çatışmacı(contradictive)dır. Çatışmacı siyasi elitlerin, liberal ve işçi halk gruplarıyla kurduğu ilişki sonucu Z Ülkesinde merkezci bir demokrasini henüz oturduğundan söz edemeyiz. Son olarak ise elitlerin sert siyasi tutumları demokratikleşmenin önünde büyük engeldir tespitini yapabilir .(Errson vd 419-443)

 

KAYNAKÇA

1.      Akgüç, Öztin. “Politikada Gerçeği Arayış”, Bağlam Yayınları, 1991, İstanbul.

2.      Bratton, Michael. ve Nicolas van de Walle (1999) “Democratic Experiments in Africa: Regime Transitions in Comparative Perspective“ Syf:19-48.

3.      Errson, Svanta. ve Jan Erik-Lane “Political Culture” in Comparative Politics”, Daniele Caramani Oxford Syf: 419-443.

4.      Peters, B. G. (n.d.). In B. P. Guy, “Approaches in comparative politics” (pp. 45-60).

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir